Uyuşturucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uyuşturucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Uyuşturucu Tarihi

UYUŞTURUCU: 10 BİN YILLIK BİR SORUN

Uyuşturucular, binlerce yıldır insanlığın en büyük sorunlarından biri. Bu sorun gelişmiş ülkelerde olduğu kadar geri kalmış ülkelerde de artmaya devam ediyor.

Uyuşturucu Kullanımı 10 Bin Yıl Önceye Uzanır Taiwan’da 10 bin yıl önceden kalan seramiklerin bazılarında o dönemden kalma hintkeneviri (marijuana) izleri bulundu. Çin İmparatoru Shen Neng’in M.Ö. 2737’de hazırlattığı bir belgede romatizma, gut ve unutkanlığa karşı hintkeneviri önerilmişti.Hindistan’da M.Ö. 1500’lerden kalan “Atharvaveda” dokümanında, hintkeneviri tedavi amaçlı kutsal bitki olarak anılır. Sümerler, 5400 yıl önce keyif verici olarak kullandıkları haşhaşa “HUL.GİL” yani keyif bitkisi diyordu. Mısır’da haşhaş üretimi M.Ö.1300’lerde başladı ve Akdeniz yoluyla Avrupa’ya yayıldı. Kıbrıs, M.Ö. 1100’de haşhaşla tanıştı. Büyük İskender’in orduları M.Ö. 330’da haşhaş alışkanlığını İran ve Hindistan’a taşıdı. Haşhaşın, Çin’e ulaşması M.S. 400’lerde Arap tüccarlar kanalıyla gerçekleşti. Peru’da koka bitkisinin yapraklarını çiğneme alışkanlığı M.Ö. 6000’e uzanıyor. Peru’da 3000 yıllık mumyalarda koka bitkisi kalıntıları bulundu. İnkalar koka bitkisini, tanrısal saydığı için sadece asiller ve bürokratlar bu bitkiyi ekebilirdi.

1732-1930 yılları arasında satışı serbest olan, afyon içeren Dover’s Powder adlı ilaç İngilizler, Çin’e Afyon Satamayınca Savaş Açıp Hong Kong’u Ele Geçirdi Qing Hanedanı döneminde 1750’lerde Çinliler, çayı gümüş karşılığında satardı. İngiltere, Çin’den çay ithal etmek için Meksika’dan gümüş satın alıyordu ama ticaret açığını kapatamıyordu. İngilizler 1817’de, sömürgeleri olan Hindistan’da bolca ürettirdikleri afyonu Çin’e satarak çay satın almayı kolaylaştırdı. Çin halkı afyona alışınca bu alışkanlığa son vermek isteyen imparator, 1839’da İngilizler’in Çin’e afyon satmasını engelledi. İngiliz gemilerindeki 500 ton kaçak afyona el koyup imha ettiler. Birkaç gün sonra içkili İngiliz gemiciler taşkınlık yapıp bir Çinli’yi öldürdü. İngilizler gemicilerin Çin’de yargılanmasına karşı çıkınca gerginlik arttı. İngiltere, imha edilen afyonun parasını da Çin’den talep etti. Çin bunu reddedince İngilizler, Çin limanlarına saldırdı. Savaş 3 yıl sonra sona erdiğinde İngilizler, Hong Kong’u ele geçirmiş oldu. Bu olay tarihe  “Afyon Savaşı” olarak geçti. İkinci Afyon Savaşı ise 4 yıl sürdü. Çin’de gümrükçüler afyon kaçakçısı Çinli gemicileri 1856’da tutukladı. İngilizler, gemicilerin kendi gemilerinde çalıştığını öne sürüp bırakılmalarını istedi. Fransızlar da “Çinliler bir misyoneri öldürdü” diyerek İngilizler’e destek verdi ve savaş başladı. Savaş 1860’ta sona erince Çin, Avrupalıların isteklerini kabul etti.

Diş ağrısı için satılan kokainli ilaç reklamı (1885)

Zararsız Sanılan Uyuşturucular Geçmişte Serbestçe Satılırdı Geçmişte çoğu uyuşturucu serbestçe satılırdı ama bağımlılık yaptıkları anlaşıldıkça satışları yasaklandı. Uyuşturucu işi, yılda 500 miyar dolarlık satış ile dünyanın 3. büyük ticareti olduğu için mücadele etmek kolay değil. Bu nedenle uyuşturucuyla savaşta, tüm ülkeler işbirliği yapıyor. Yaygın bir uyuşturucu olan afyon, haşhaş kapsülü çizilince çıkan kıvamlı sıvıdır. Afyon, Çin’den 50 yıl sonra İngiltere’de ve 1914’te de ABD’de yasaklandı. Hint keneviri bitkisinin yaprak ve çiçekleriyle birlikte kurutulmuş haline ABD’de marijuana denilir. Hint keneviri 1950’lerden itibaren yasaklandı. Son yıllarda bazı Avrupa ülkelerinde ve ABD’de bazı eyaletlerde yasak listesinden çıkıyor. Esrar, hintkenevirinin sadece çiçek ve tohum yataklarının kurutulup elenerek toz hale getirilmiş halidir. Bu tozun ısıtılıp sıkıştırılarak plaka haline getirilmiş haline yurt dışında haşiş denilir. Metamfetamin, 1893’te sentezlenen ve halüsinasyon yapan bir maddedir. Alkolizm ve depresyona karşı ilaç olarak kullanılırdı. Bağımlılık yaptığı için 1970’te yasaklandı. Kokainin kimyasal adı “benzoylemetil ekgonin”dir. İlk kez 1859’da koka bitkisinin yapraklarından izole edildi. Kullanımı serbestti ve ilk yıllarda Coca Cola adlı içeceğin içinde de kokain vardı. Bağımlılık yaptığı anlaşılınca kokain 1914’te ABD’de yasaklandı. LSD’nin kimyasal adı “D-Liserjik asit dietilamit”tir ve çok güçlü bir halüsinojendir. LSD’yi 1943’te A. Hoffman sentezledi. LSD, Santos firmasıı tarafından 1947’de ilaç olarak satışa sunuldu. Bağımlılık yaptığı anlaşılınca 1970’te yasaklandı. Ekstazi adlı hapın kimyasal adı “3,4-metilenedioksi-Nmetilamfetamin” dir ve 1912’de sentezlenmiştir. Psikoterapi için kullanıldı ama tehlikesi anlaşılınca 1985’te yasaklandı. Eroinin kimyasal adı “diasetil morfin”dir. Almanya’da Bayer tesislerinde F. Hoffman tarafından afyonun, asetik anhidrit ile reaksiyona sokulmasıyla sentezlendi. ABD’de 1898’den 1910’a kadar serbestçe satıldı ama bağımlılık yaptığı için yasaklandı.

1898’den 1910’a kadar satışı serbest olan Bayer marka eroin Uyuşturucular Milyonlarca İnsanı Etkiledi ve Ölümlere Neden Oldu Çin imparatoru, 1839’da halkını korumak için afyon satışını yasaklayarak dünyayı uyardı. Ancak İngiliz ve Fransızlar afyon satışının yasaklanmasını engelledi. Her yıl binlerce insan uyuşturucular nedeniyle yaşamını kaybediyor. Ölenler film yıldızı veya müzisyen gibi tanımış kimseler olunca basına yansıyor.

Diğer ölümler basına yansımadığı için sayısı pek bilinmiyor. Pakistan’da 6,4 milyon kişinin uyuşturucu bağımlısı olduğu hesaplandı. Rusya’da her yıl 70 bin kişinin aşırı dozdan öldüğü açıklandı. Rus resmi kaynağına göre 550 bin, uzman hesabına göre Rusya’da 4 milyon uyuşturucu bağımlısı var. ABD’de yılda 19 bin kişi uyuşturucu nedeniyle ölüyor. ABD’de her yıl eroin 2000, kokain ise 2500 kişinin ölümüne neden oluyor. Michael Jackson, ağrı kesicileri karıştırarak enjekte ettiği için 2009’da öldü ve doktoru hapis cezası aldı. Elvis Presley, aşırı miktarda ağrı kesici ve barbiturat kullanırdı, bu ilaçlar nedeniyle 1977’de kalp krizi geçirip öldü. Gitarcı Jimi Hendrix, 1970’te alkol ve uyuşturucu karışımı aldığı için öldü. ABD’de aktör John A. Belushi, 1983’te aşırı dozdan öldü.

Çin imparatoru, afyon satışını yasaklayarak tüm dünyayı uyarmıştı. Çinlilerin 174 yıl önceki çağrısı dikkate alınsaydı on binlerce kişi sağ kalabilirdi.
Devamını Oku

Uyuşturucu Madde Kullanım Yaygınlığı

Uyuşturucu madde kullanımı önemli bir halk sağlığı sorunu olup, Türkiye’de diğer Avrupa ülkelerinde olduğu kadar yaygın görülmemekle birlikte, tüm boyutları ve risk etmenleri ile birlikte ortaya konması gereken tıbbi, hukuki, sosyal ve güvenlik boyutları olan bir konudur.


Ülkemizde 2011 yılında TUBİM tarafından ülke örnekleminde ilk kez yapılan Türkiye’de GenelNüfusta Tütün, Alkol ve Madde Kullanımına Yönelik Tutum ve Davranış Araştırması (TUBİM GPS Araştırması) ve Türkiye’de Okullarda Tütün, Alkol ve Madde Kullanımına Yönelik Tutum ve Davranış Araştırması (TUBİM SPS Araştırması) sonuçlarına göre esrar dahil herhangi bir uyuşturucu maddeyi en az bir kez deneyenler (yaşam boyu madde kullanımı prevalansı) 15-64 yaş grubunda %2,7, 15-16 yaş grubunda ise %1,5 olarak belirlenmiştir.


Erkeklerde yaşam boyu uyuşturucu madde kullanımı %3,5 iken, kadınlarda %2,6’dır. Eğitimsizlerde yaşam boyu uyuşturucu madde kullanımı %2,6 iken, ilkokul mezunlarında %2,4, ortaokul mezunlarında  %3,2, lise mezunlarında %2,6, üniversite mezunlarında %3,1’dir.


TUBİM Genel Nüfusta Madde Kullanım Araştırması’nda esrar en çok kullanılan uyuşturucu madde olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılanların %0,7’si, yaşam boyu en az bir kez esrar kullandıklarını ifade etmişlerdir. Esrarı ilk kez kullanma yaşı ortalaması 20 dir.


Söz konusu araştırmada genel nüfusun uyuşturucu madde kullanma konusundaki suç algısı incelendiğinde; toplumda uyuşturucu madde kullananların %48,4 sıklıkla “daha  çok  hasta” ve %25,9 sıklıkla hem suçlu hem hasta” olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle toplumda her 4 kişiden 3’ü uyuşturucu madde kullananları hasta olarak değerlendirmektedir.


Toplumun %90’dan fazlası esrar, ecstasy ve eroin denemeyi “hiç hoş görmezken”, günde 10 adet sigara içmeyi %73,1’i, haftada birkaç kez 1-2 içki içmeyi %77,1’i “hiç hoş görmemektedir”. Sonuçlar tütün ve alkol konusunda görece daha hoşgörülü olan toplumun uyuşturucu madde kullanımı söz konusu olduğunda hoşgörüsünün çok azaldığını ortaya koymaktadır
Devamını Oku

Bağımlılığın başlaması ve gelişimi

Başlangıçta, alınan uyuşturucu sanki sorunları kaldırıyor, yükleri hafifletiyor gibidir. Kişi isterse bu maddeyi bırakabileceği inancındadır ve bunu dile getirir. Madde kullanımını kontrol edemediğini, artık kendisinin uyuşturucu kontrolünde olduğunu ilerde kavrayacakdır.


Velilerin sordukları soruların başında Çocuğum neden uyuşturucu kullanıyor? gelmektedir. Bu soruyu kendi deneyimlerimizden çıkarak yanıtlayabiliriz: Örneğin kullanmış olduğumuz bir ilaçla bir kez olsun kendimizi iyi hissetmişsek, bu ilacın bir kezlik olumlu etkisi belleğimizde kalır ve hep bu etkiyi umarak gerektiğinde bu ilacı aynı şekilde, bir genç yukarıda belirtilen yaşam koşullarının getirdiği sıkıcı bunalımlı bir dönemde uyuşturucu kullanarak rahatsız edici hislerden kurtulup, kendi açısından hoş duygulara ulaşmışsa, yani bir kez olsun bu tadı almışsa, daha sonra uyuşturucu kullanarak, hayatın zorluklarından tozpembe bir dünyaya kaçışı deneyebilir.

Başlangıçta, alınan uyuşturucu sanki sorunları kaldırıyor, yükleri hafifletiyor gibidir. Kişi isterse bu maddeyi bırakabileceği inancındadır ve bunu dile getirir. Madde kullanımını kontrol edemediğini, artık kendisinin uyuşturucu kontrolünde olduğunu ilerde kavrayacakdır.


Gençler bu süreçte kendini ve başkalarını aldatma, herşeyi  tutma ve hep kendini savunma zorunluluğunu hisseder. Verilen sözler tutulmaz, niyetler gerçekleştirilmez, yalan söylemek, para çalmak fazlalaşır. Gece yaşantısı yoğunlaşır. Uyuşturucu giderek yaşamın odak noktası olmaya başlar. Başlangıçta genç insanın sorunlarını unutmak, örtbas etmek için kullandığı madde artık aşılması zor gibi görünen yeni sorunlar doğurmuştur. Madde bağımlısının ailesi ve yakınları için de yaşam hayli zorlaşır.


Özellikle anneler kendilerini feda etme pahasına, sürekli fedakarlık gösterirler. Ama bu davranışın fayda getirmediği görülür. 


Uygulanması zor da olsa, hem bağımlı gencin, hem de ailenin geleceği açısından şu noktaları belirtmek istiyoruz:

• Madde bağımlılığını bir hastalık olarak kabul edin.

• Bu sorunla oluşan Problemleri aile içinde açıkca
konuşun.


• Size zor da gelse, bağımlının seçtiği yolun olumsuz yönlerini görmesini, hissetmesini engellemeyin. Sorumluluk kişinin kendinde olmalıdır.


• Kendisinin yanında olduğunuzu, her türlü destek ve yardımlarınız için tedavi olmasının gerektiğini öngörün.


• Aile yaşamınızda olumlu değişikliklere yönelerek, kendinizin ve diğer aile bireylerinin iyi yaşamasını sağlayın.


• Bir danışma kuruluşuyla ilişkiye geçin.
Devamını Oku

Madde Bağımlılığından ne anlaşılır?

Bazı maddelerin sürekli kullanımı sadece ruhsal (psikolojik)
bağımlılığa yol açarken, alkol, eroin v.b. gibi maddeler
hem ruhsal hem de bedensel bağımlılık oluştururlar. Ruhsal
bağımlılığın psikolojik bir hastalık olarak belirleyici etken
olduğu bilinmektedir. Madde bağımlılığının yanısıra, tutku
ve zorunlu davranış açısından, Dünya Sağlık Organizasyonu
hastalık kataloğuna alınmış olgular da vardır.



Almanca´da Sucht diye adlandırılan, uyuşturucu bir maddeye
bağımlı olma hastalığı, yasal veya yasa dışı bir maddeyi
sürekli kullanmanın getirdiği alışkanlık sonunda ortaya çıkar.
Bağımlılığın azı çoğu olmadığı gibi, bağımlılığın hangi maddeye
olduğu da pek önemli değildir.


Bu hastalık, insanı karşı konulması çok zor bir istek ve hırsla,
sevdiği insanları kaybetme riski de olsa, sürekli uyuşturucu
kullanmaya zorlar. Yani bağımlı olan insan yavaş yavaş uyuşturucudan başka birşey düşünemez duruma gelir.


Bazı maddelerin sürekli kullanımı sadece ruhsal (psikolojik)
bağımlılığa yol açarken, alkol, eroin v.b. gibi maddeler hem
ruhsal hem de bedensel bağımlılık oluştururlar. Bu durum
alkolde yavaş, eroinde çok çabuk gelişir. Uyuşturucunun
bırakılmasından kısa bir süre sonra bedensel bağımlılıktan
kurtulma olanağına karşın, ruhsal bağımlılığın tedavisi
aylarca sürebilir. Bu nedenle ruhsal bağımlılığın, psikolojik bir
hastalık olarak, belirleyici etken olduğu bilinmektedir. Yaşantısında
karşılaştığı sorunları kendi gücüyle değil, ancak bir
uyuşturucunun yardımıyla çözebileceği inancına saplanan ve
aynı zamanda, madde kullanımını kontrol altına alamıyan bir
insanın, bu maddeye ruhsal yönden bağımlı olduğu söylenebilir.
Sadece ruhsal bağımlılık yaratan maddelerin olumsuz
etkileri, bedensel bağımlılık söz konusu olmasa da, güçlüdür.
Ruhsal bağımlılık oluşturan maddeleri kullanan kişide
kendini idare etme ve kendine yön verme yetenekleri düşük
düzeydedir. Uyuşturucu bırakıldığında bedensel ağrılar (kriz)
olmasa da, aşırı keyifsizlik, hoşnutsuzluk, içine kapanıklık ve
hatta depresyon halleri görülür.


Ìnsan vücudu bedensel bağımlılık oluşturan maddeyi belirli
bir süre sonra, besin maddelerinde olduğu gibi metabolizmasına,
bünyenin çalışma akışına işler. Yani beden bu yabancı maddenin etkisine karşı sürekli uyum gösterir. Bu durum bedenin toleransını arttırması diye tanımlanır. Bu safhada
bünyenin normal çalışması maddenin sürekli bedene girmesiyle
olasıdır. Uzun süre alkol kullananın yeterli hoşnutluğa
ulaşması için giderek daha fazla alkol içmesi gerektiği gibi,
eroin kullananın da istediği etkiyi bulması için, maddenin
dozunu yükseltmesi gerekir.


Uyuşturucuyu aldıktan bir süre sonra madde yeniden alınmazsa
krizler başlar ki, bu da bedensel bağımlılığın olgusudur.
Krizler aşırı terleme, yüksek ateş, adale ağrıları, kusma ve
ishal şeklinde başgösterir.


Madde bağımlılığının yanısıra, tutku ve zorunlu davranış
açısından, Dünya Sağlık Organizasyonu hastalık kataloğuna
alınmış olgular da vardır. Örneğin kumar hastalığı, aşırı alışveriş
tutkusu, beslenme bozuklukları gibi bağımlılık karekteri
içeren davranışlar söz konusudur. Uyuşturucu maddenin
rol oynamadığı bu zorunlu davranışlar, çevrenin dikkatini
çekmeyebilir. Ama onlar da madde bağımlısı gibi kişinin
kendisini ve aile yaşantısını yıpratırlar.



Devamını Oku

Uyuşturucu madde deyince ne anlarız?

Uyuşturucular derken sadece yasa dışı olan uyuşturucular
söz konusu değildir. Kamuoyunda öncelikle yasa dışı uyuşturucular gündemdedir. Yasa dışı uyuşturucular bir buzulun deniz üzerinde görülen tepe kısmına benzer. Bu buzulun denizin altındaki büyük kısmı, günlük yaşantımızdaki bir çok uyuşturucuları ve bunları kullanan her yaştan insanları içermektedir.



Almanca´da Drogen“ veya Rauschgift Türkçe´de Uyuşturucular diye adlandırılan bu maddeler genellikle merkezi sinir sistemini doğrudan veya dolaylı etkiliyerek, vücudun doğal çalışma akışına tesir ederler ve sonuçta duygu ve algıları, organları, önemli bir şekilde etkilerler.

Uyuşturucular derken sadece yasa dışı olan uyuşturucular söz konusu değildir. Bu tanıma aynı zamanda kullanımı büyük boyutlara ulaşan, alım satımı serbest olup tüketimine toplumda göz yumulan nikotin, alkol ve haplar da girmektedir. Bağımlılık yapabilen bu yasal maddelerin aşırı miktarda kullanılmasıyla oluşan yıkıcı etkiler, yasa dışı uyuşturucularda olduğu gibidir.


Ancak kamuoyunda öncelikle yasa dışı uyuşturucular ve bu maddeleri kullanan genç insanlar gündemdedir. Aslında yasa dışı uyuşturucuları bir buzulun deniz üzerinde görülen tepe kısmına benzetebiliriz. Bu uyuşturucu buzulunun denizin altındaki büyük  kısmı, günlük yaşantımızdaki bir çok uyuşturucuları ve bunları kullanan her yaştan insanları içermektedir.


Tüm uyuşturucularda ortak yan, uzun süreli kullanıldığında,
insanın sağlığında, kişiliğinde ve sosyal ilişkilerinde olumsuz
değişiklikler oluşturmasıdır. Buna rağmen uyuşturucu
kullanan kişinin, sigara ve alkollü içkilerden de bilindiği gibi,
başlangıçta kendi açısından hoş duygulara ulaştığını ve
rahatladığını unutmamak gerekir.


Uyuşturucu kullananlar, genelde rahatsız edici duyguların gerginliğinden kurtulma, belirli bir hoşnutluğa ulaşma, uyuşturucu yardımıyla güç kazanma, sosyal ilişkilere olan gereksinimi uyuşturucu yardımıyla giderme amacıyla uyuşturucuya başlarlar.


Her insan yaşamında doğal olarak kişisel veya aile içinde çeşitli sorunlar yaşar. Çok insan bu zor dönemlerde ara sıra yaşamını rahatlatan, toz pembe gösteren bir artarsa, aşırı yahut zararlı tüketim söz konusudur. Yani bir maddeyi bazı duygulara daha sık ve yoğun biçimde ulaşma amacıyla kullanmak, giderek uyuşturucu alışkanlığını oluşturur ki, bu da bağımlılığın ilk basamağı olabilir.

Örneğin, eğer kişi korkusunu yenmek veya çakır-keyif olmak için, yerli yersiz, sürekli, aşırı bir biçimde alkol kullanıyorsa, zararlı bir alkol tüketimi var demektir. Aynı biçimde sürekli ağrı kesici veya teskin edici uyku hapları kullanmak da aşırı, zararlı bir hap tüketimi anlamındadır
Devamını Oku