Uyuşturucu Madde Bağımlılığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uyuşturucu Madde Bağımlılığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Uyuşturucu Madde Bağımlılığı

Son zamanlarda gerek televizyonlarda gerekse etrafımızda ve hatta sokaklarda krize giren gençleri, uyuşturucu madde kullananları,acile kaldıralan ve sonu acı ölümle biten haberleri çok duymaya başladık.Şüphesiz bunun sebebi uyuşturucu kullananların sayısının git gide artmasıdır.

Uyuşturucu madde bağımlılığı ülkemizde büyüyen bir sorun oldu artık.Refah seviyesi arttıkça uyuşturucu madde bağımlılığının artması şaşırtıcı.Fakat medeniyetler topluluğu olan avrupaya baktığımızda uyuşturucu kullanım oranının çok fazla olması refah ve medeniyetle ve hatta eğitimle bir alakası yok.Uyuşturucu madde bağımlılığı sokaktan başlayıp,liseler,üniversiteler gibi yerlerde yeni kurbanları sonu pekte iyi olmayan durumlara sürüklüyor.Ülkemizde uyuşturucu madde bulundurmak,kullanmak ve satmak büyük cezai işlemlere tabi tutulsada,uyuşturucu madde bağımlılarının pekte umursadığı söylenemez.Bağımlılık yazıldığı kadar basit bir şey değildir.Bu cezaları göze alan ve uyuşturucu kullanmaya devam edenler,uyuşturucu bulmak için akıllara gelmeyecek şeyler de yapabilirler.Hırsızlık,gasp,yaralama ve hatta cinayetler.Çok yabancı sayılmayız artık.Her gün tv haberlerinde mutlaka bir tane uyuşturucu madde bağımlısının bir olayı haber edilmektedir.

Birleşmiş Milletler Dünya Uyuşturucu raporuna göre,hayatında en az bir defa uyuşturucu kullananların sayısı 2013 te 246 milyonken bu rakam 2014 te 247 milyon olarak belirlendi.2014 yılında 29 milyon kişide bağımlılık sorunları tespid edilirken,bağımlılık sorunu olarak tehşis koyulan her 6 kişiden biri tedaviyi kabul edip sürdürmektedir.Dünyada afyon üretiminin en fazla yapıldığı Afganistan'da üretim oranındaki yüzde 48 lik düşüş dünyadaki genel üretimde yüzde 38 lik bir düşüş sağladı.Birleşmiş Milletlerin bir önceki yılda hazırladığı raporda ise Avrupanın esrar tüketiminde en büyük pazar olduğu belirlenmiştir.Avrupanın merkezlerinden biri olan Hollanda'nın Amsterdam şehrinde ise bir çok yerde esrar ve bazı uyuşturucular yasal olarak satlıp tüketilmeye hala devam ediyor.

Uyuşturucu madde bağımlıları tedavi olduğu sürece ve tedaviyi düzgün birşekilde devam ettirdiklerinde bağımlılıklarından tamamen kurtulmakta ve hayatları boyunca bir daha uyuşturucu ile alakaları olmamaktadır.Tabiki bu kolay bir süreç değildir.Aile ve yakınların destekleri tedavi süreçlerinde büyük rol oynamaktadır.

Genelde bir çok kişinin kolayca bulabileceği ve hatta evinde bir saksıda bile yetiştirebileceği esrarla başlayan uyuşturucu madde bağımlılığı,zamanla daha fazlasının arayışıyla doz artımı takibinde ise diğer uyuşturuculara geçişle kendini göstermektedir.Esrar uyuşturucu madde bağımlılığında bir basamak bir geçiş uyuşturucusudur.Esrarla başlayan uyuşturucu madde bağımlılığı sonu eroin,bonzai gibi diğer uyuşturuculara ve maddi gerekçelerden dolayı bali ve tinere kadar gitmektedir.

Peki neden bu kadar bağımlı olunuyor.Kısaca fiziksl yönünden bahsetmek gerekirse,vücuttaki dopamin denilen madde büyük rol alır.Dopamin, örneğin para kazandığımızda,işyerinde başarılı olduğumuzda,aşık olduğumuzda ve bizi mutlu eden olaylarda salgılanan bir hormondur.Uyuşturucu maddeler dopaminin fazla salgılanmasına sebep olurlar ve herhangi bir başarı yada duygusal gelişme olmadan o hazzı yaşatır.Fakat insan vücudu her şeye bağışıklık kazandığı gibi dopaminde bir süre sonra gösterdiği etkiyi göstermez.Çok daha fazla dopamin için aynı doğrultuda çok fazla uyuşturucu almak yada daha çok etki gösteren uyuşturuculara yönelmek uyuşturucu madde bağımlılığının kilit noktasıdır.

Uyuşturucu madde bağımlılığının artmasının bir sebebi ise artık çok kolay şekilde bulunmasıdır.Bonzai gibi uyuşturucuların çok ucuz ve kolay bulunabilir olması, bağımlılıkların artmasında önemli rol oynar.Şahsen geçmişte bir çok satıcı tanıdım ve bir çoğunun her dakika müşterisi gelirken hiç birinin de deyim yerindeyse başı beladan eksilmedi,hiç birininde zengin olduğunu görmedim.Hepsi kokuşmuş evlerde,pislik içinde yaşayan insanlar olmuştur.

Uyuşturucu madde bağımlılığı küçümsenecek bir şey değildir.Unutmayın bir çok kişi bir kereden ne olacak demeyle başlar ve bu genelde esrar olur.Dediğim gibi esrar bir geçiş maddesidir.Zamanla kendinizi diblerde bulursunuz.Kısa vadede etkilerini hissetmezssiniz.Sadece madalyonun görünen iyi tarafını yaşar ve görürsünüz.Bir gün madalyonu ters çevirdiğinizde ne kadar karanlık ne kadar pis bir bela olduğunu fark edersiniz.Ama hiç bir zaman geç değildir.Her ne kadar bağımlılıkla mücadele zor olsada ülkemizde başarılı tedavi yöntemleri ve başarılı olan bir çok tedavi kurumları vardır.Uyuşturucu madde bağımlılığı kimsenin kaderi olamaz,kimse de hak etmez.Çevrenizde gördüğünüz bağımlılara acıyan gözlerle değilde yardım elini uzatarak bakmanız,hem toplumumuz için hem de insanlığımız için en gerekli şeydir.Unutmayın bağımlıların çoğu sağlıklı düşünemez.Bir tanesini kurtarmak bir hayat kurtarmaktır.
Devamını Oku

Uyuşturucu Tarihi

UYUŞTURUCU: 10 BİN YILLIK BİR SORUN

Uyuşturucular, binlerce yıldır insanlığın en büyük sorunlarından biri. Bu sorun gelişmiş ülkelerde olduğu kadar geri kalmış ülkelerde de artmaya devam ediyor.

Uyuşturucu Kullanımı 10 Bin Yıl Önceye Uzanır Taiwan’da 10 bin yıl önceden kalan seramiklerin bazılarında o dönemden kalma hintkeneviri (marijuana) izleri bulundu. Çin İmparatoru Shen Neng’in M.Ö. 2737’de hazırlattığı bir belgede romatizma, gut ve unutkanlığa karşı hintkeneviri önerilmişti.Hindistan’da M.Ö. 1500’lerden kalan “Atharvaveda” dokümanında, hintkeneviri tedavi amaçlı kutsal bitki olarak anılır. Sümerler, 5400 yıl önce keyif verici olarak kullandıkları haşhaşa “HUL.GİL” yani keyif bitkisi diyordu. Mısır’da haşhaş üretimi M.Ö.1300’lerde başladı ve Akdeniz yoluyla Avrupa’ya yayıldı. Kıbrıs, M.Ö. 1100’de haşhaşla tanıştı. Büyük İskender’in orduları M.Ö. 330’da haşhaş alışkanlığını İran ve Hindistan’a taşıdı. Haşhaşın, Çin’e ulaşması M.S. 400’lerde Arap tüccarlar kanalıyla gerçekleşti. Peru’da koka bitkisinin yapraklarını çiğneme alışkanlığı M.Ö. 6000’e uzanıyor. Peru’da 3000 yıllık mumyalarda koka bitkisi kalıntıları bulundu. İnkalar koka bitkisini, tanrısal saydığı için sadece asiller ve bürokratlar bu bitkiyi ekebilirdi.

1732-1930 yılları arasında satışı serbest olan, afyon içeren Dover’s Powder adlı ilaç İngilizler, Çin’e Afyon Satamayınca Savaş Açıp Hong Kong’u Ele Geçirdi Qing Hanedanı döneminde 1750’lerde Çinliler, çayı gümüş karşılığında satardı. İngiltere, Çin’den çay ithal etmek için Meksika’dan gümüş satın alıyordu ama ticaret açığını kapatamıyordu. İngilizler 1817’de, sömürgeleri olan Hindistan’da bolca ürettirdikleri afyonu Çin’e satarak çay satın almayı kolaylaştırdı. Çin halkı afyona alışınca bu alışkanlığa son vermek isteyen imparator, 1839’da İngilizler’in Çin’e afyon satmasını engelledi. İngiliz gemilerindeki 500 ton kaçak afyona el koyup imha ettiler. Birkaç gün sonra içkili İngiliz gemiciler taşkınlık yapıp bir Çinli’yi öldürdü. İngilizler gemicilerin Çin’de yargılanmasına karşı çıkınca gerginlik arttı. İngiltere, imha edilen afyonun parasını da Çin’den talep etti. Çin bunu reddedince İngilizler, Çin limanlarına saldırdı. Savaş 3 yıl sonra sona erdiğinde İngilizler, Hong Kong’u ele geçirmiş oldu. Bu olay tarihe  “Afyon Savaşı” olarak geçti. İkinci Afyon Savaşı ise 4 yıl sürdü. Çin’de gümrükçüler afyon kaçakçısı Çinli gemicileri 1856’da tutukladı. İngilizler, gemicilerin kendi gemilerinde çalıştığını öne sürüp bırakılmalarını istedi. Fransızlar da “Çinliler bir misyoneri öldürdü” diyerek İngilizler’e destek verdi ve savaş başladı. Savaş 1860’ta sona erince Çin, Avrupalıların isteklerini kabul etti.

Diş ağrısı için satılan kokainli ilaç reklamı (1885)

Zararsız Sanılan Uyuşturucular Geçmişte Serbestçe Satılırdı Geçmişte çoğu uyuşturucu serbestçe satılırdı ama bağımlılık yaptıkları anlaşıldıkça satışları yasaklandı. Uyuşturucu işi, yılda 500 miyar dolarlık satış ile dünyanın 3. büyük ticareti olduğu için mücadele etmek kolay değil. Bu nedenle uyuşturucuyla savaşta, tüm ülkeler işbirliği yapıyor. Yaygın bir uyuşturucu olan afyon, haşhaş kapsülü çizilince çıkan kıvamlı sıvıdır. Afyon, Çin’den 50 yıl sonra İngiltere’de ve 1914’te de ABD’de yasaklandı. Hint keneviri bitkisinin yaprak ve çiçekleriyle birlikte kurutulmuş haline ABD’de marijuana denilir. Hint keneviri 1950’lerden itibaren yasaklandı. Son yıllarda bazı Avrupa ülkelerinde ve ABD’de bazı eyaletlerde yasak listesinden çıkıyor. Esrar, hintkenevirinin sadece çiçek ve tohum yataklarının kurutulup elenerek toz hale getirilmiş halidir. Bu tozun ısıtılıp sıkıştırılarak plaka haline getirilmiş haline yurt dışında haşiş denilir. Metamfetamin, 1893’te sentezlenen ve halüsinasyon yapan bir maddedir. Alkolizm ve depresyona karşı ilaç olarak kullanılırdı. Bağımlılık yaptığı için 1970’te yasaklandı. Kokainin kimyasal adı “benzoylemetil ekgonin”dir. İlk kez 1859’da koka bitkisinin yapraklarından izole edildi. Kullanımı serbestti ve ilk yıllarda Coca Cola adlı içeceğin içinde de kokain vardı. Bağımlılık yaptığı anlaşılınca kokain 1914’te ABD’de yasaklandı. LSD’nin kimyasal adı “D-Liserjik asit dietilamit”tir ve çok güçlü bir halüsinojendir. LSD’yi 1943’te A. Hoffman sentezledi. LSD, Santos firmasıı tarafından 1947’de ilaç olarak satışa sunuldu. Bağımlılık yaptığı anlaşılınca 1970’te yasaklandı. Ekstazi adlı hapın kimyasal adı “3,4-metilenedioksi-Nmetilamfetamin” dir ve 1912’de sentezlenmiştir. Psikoterapi için kullanıldı ama tehlikesi anlaşılınca 1985’te yasaklandı. Eroinin kimyasal adı “diasetil morfin”dir. Almanya’da Bayer tesislerinde F. Hoffman tarafından afyonun, asetik anhidrit ile reaksiyona sokulmasıyla sentezlendi. ABD’de 1898’den 1910’a kadar serbestçe satıldı ama bağımlılık yaptığı için yasaklandı.

1898’den 1910’a kadar satışı serbest olan Bayer marka eroin Uyuşturucular Milyonlarca İnsanı Etkiledi ve Ölümlere Neden Oldu Çin imparatoru, 1839’da halkını korumak için afyon satışını yasaklayarak dünyayı uyardı. Ancak İngiliz ve Fransızlar afyon satışının yasaklanmasını engelledi. Her yıl binlerce insan uyuşturucular nedeniyle yaşamını kaybediyor. Ölenler film yıldızı veya müzisyen gibi tanımış kimseler olunca basına yansıyor.

Diğer ölümler basına yansımadığı için sayısı pek bilinmiyor. Pakistan’da 6,4 milyon kişinin uyuşturucu bağımlısı olduğu hesaplandı. Rusya’da her yıl 70 bin kişinin aşırı dozdan öldüğü açıklandı. Rus resmi kaynağına göre 550 bin, uzman hesabına göre Rusya’da 4 milyon uyuşturucu bağımlısı var. ABD’de yılda 19 bin kişi uyuşturucu nedeniyle ölüyor. ABD’de her yıl eroin 2000, kokain ise 2500 kişinin ölümüne neden oluyor. Michael Jackson, ağrı kesicileri karıştırarak enjekte ettiği için 2009’da öldü ve doktoru hapis cezası aldı. Elvis Presley, aşırı miktarda ağrı kesici ve barbiturat kullanırdı, bu ilaçlar nedeniyle 1977’de kalp krizi geçirip öldü. Gitarcı Jimi Hendrix, 1970’te alkol ve uyuşturucu karışımı aldığı için öldü. ABD’de aktör John A. Belushi, 1983’te aşırı dozdan öldü.

Çin imparatoru, afyon satışını yasaklayarak tüm dünyayı uyarmıştı. Çinlilerin 174 yıl önceki çağrısı dikkate alınsaydı on binlerce kişi sağ kalabilirdi.
Devamını Oku

Uyuşturucu Çeşitleri

1 - Merkezi Sinir Sistemini Yavaşlatan
2 - Merkezi Sinir Sistemini Uyaran
3 - Merkezi Sinir Sistemi Faaliyetlerini Bozan maddeler




1-Merkezi Sinir Sistemini Yavaşlatanlar

Bu tür uyuşturucu maddeler merkezi sinir sistemini etkileyerek davranışların yavaşlamasına yada gecikmesine sebep olur .


a - Afyon

Afyon merkezi sinir sisteminde uyuşukluk yaratan çook tesirli 1 maddedir . Ağır 1 kokusu vede acı 1 tadı mevuttur . Genelde sigara(tütün mamülleri) ollaraak tütünle karıştırılarak tüketilir . Bu kullanımların hepsi dumanın solunmasından ibarettir . Bazı kullanıcılar ağız yoluyla da bu maddedi tüketir . Bu biçim kullanımda afyonun fiziksel vede sinirsel tesiri daha güçlü vede fazladır .

b- Morfin

Afyonun kimyasal ollaraak farklı ştılmasıyla elde edilen 1 maddedir .
Al renksiz kokusuz acı vede suda eriyen 1 yapısı mevuttur . Morfin; tablet; kapsül yada likit hallederde bulunur . Tablet vede kapsüller ağız yoluyla alınabilirken en yayın kullanımı deri altına enjekte biçimindedir . Enjekte edilen morfinin tesiri özdeş miktarda afyondan 1-2- kat daha güçlüdür . 200mg öldürücü 1 etki yaratır .

c- Eroin

Erion morfinin yarı sentetik türevindedir . Eroin doğrudan merkezi sinir sistemini üzerinde tesirli oluşan vede yüksek C°de bağımlılık yapan 1 maddedir . 1-2 hafta zaman ile itinalı kullanıldığında bağımlılık meydana gelir . Doz artırımlarında ölümle netice lanan durumlar yaşanır . Eroin umumiyetle ısıtarak nefes yoluyla soda yada limon suyunda çüzüldükten sonra enjeksion yada burunla çekilerek alınır . Sigara(tütün mamülleri) gibi içilmesi sık kullanılan metod dir . Genellikle uzun zaman eroin kullanan vede maddi durumu zayıf oluşan kişiler ise damara enjekte etme yolunu seçmektedirler .

ç- Kodein

Mofinden elde edilen 1 maddedir . Al kristal toz ollaraak hap vede şurup forumlarında bulunur . Bağımlılar eroin alıncaya kadar geçecek vakit içinde yada yokluk dönemlerinde rahat atlayabilmek icin bu maddedi kullanırlar . Birkaç kullanım biçimi bulunmaktadır . En yayın kullanım biçimi ağız yolu ile alınmasıyla gerçekleşir . Yaygın olmamakla 1 arada damara da enjekte edilir .

d- Barbituratlar

Barbituratların merkezi sinir sistemi üzerinde hafif sakinleşmeden komaya kadar geniş etki yelpazesi mevuttur . Barbituratlar ultra-kısa kısa orta vede uzun zaman li sınıflandırırlar . Etkisi ultra kısa oluşan barbituratlar damardan alındıktan sonra 1 dakika içinde tesiri ni göstermektedir .

e- Trankilizanlar


Etkisi açısından ikinci C°de n 1 uyuştıurucu oluşan trankilizanlar yüksek dozlarda alındığında tesirli olmaktadır . Uzun zaman aşırı dozda alındığında fiziksel bağımlılık oluşturan bu madde abi kullanımlarda ölüm riski yaratabilmektedir .

f- Sedafifler

Barbituratların aksi ne uyuşlukluk halini ortadan kaldıran 1 etkiye sahip sedatifler Daimi kullanımda 1 arada bağımlılık meydana gelir lar . Aşırı kullanımda çeşitli fizyolojik yan etkileri bulunur . Daima kullanımda hem fisyolojik hem de sinirsel bağımlılık yaratmaktadır .

g- Metadon

Metadon sentetik ollaraak afyondan üretilen 1 uyuşturucudur . Metadon hususiyetle eroin bağımlılığı Tedavi(iyileştirme) sinde kullanılan eroin münezzeh luğunun yarattığı krizleri telafi etmek icin kullanılan 1 uyuşturucu maddedir .

ğ- Uçucu Çözücüler

Endüstriyel alanda yaygın olaraak kullanılmakta oluşan maddedir . Bu maddeler arasında yapıştırıcılar tiner benzin aseton gibi maddeler sayılabilmektedir . Solunum yoluyla alınan bu maddeler alkol sarhoşluğuna benzeyen 1 etki meydana getirirler . Madde kullanımı kesildikten 1-2 gün sonra madde münezzeh luğunun getirdiği fizilsek vede sinirsel etkiler görünmeye başlamaktadır.


 Merkezi Sinir Sistemini Uyaranlar

Uyarıcılar merkezi sinir sisteminin aktivitesini hızlandırır . Sentetik ollaraak üretildiği gibi natural ollaraak da bulunmaktadır . Tabiaata natural ollaraak bulunan vede en çook malum çeşitleri "epinephrine" vede "kafein"dir .


Kafein; kahve çay çikolata hafif içkilerde vede aspirin gibi ilaçlarda mevcuttur .
Diğer Natural uyarıcıların başında ise nikotin gelir . Epinephrine vede kokain natural ollaraak koka yaprağında bulunur . En çook malum sentetik uyuşrutucular ise amfefaminlerdir . Fizyolojik vede sinirsel bağımlılık meydana getirirler . Bu yüzden kullanılan dozun zamanla artırılması gerekmektedir .

a- Koka Bitkisi


İki bin yıldan aşırı 1 zaman dir Güney(cenup) Amerika'nın And Dağları bölgesinde yetiştirilmekte oluşan koka bitkisinin yaprakları ilk kez 19850 yılında kimyager Gaedecke tarafından kristal hale getirilmiş vede erythroxyline adı verilmiştir .

b- Kokain

Kokain çoğunlukla Güney(cenup) Amerika'da yetişen Koka ağacından elde edilir . Al renkli vede toz biçimi nde 1 maddedir . Kokusuz vede kristalizedir . Kokainin saf ollaraak kullanımı nadirdir . Genellikle şeker tozu yada prokain ile karıştılmaktadır . Kimi vakit kokainin içinde farkli 1 uyarıcı madde oluşan amfetamin de katılmaktadır . Buruna çekilerek kullanılır . Buharın içe çekilmesi sigara(tütün mamülleri) gibi sarılması yada bedene enjekte edilmektedir . Merkezi sinir sistemi üzerinde anında etki yapan kuvvetli 1 uyarıcıdır . Kokain burundan çekildikten 1 zaman sonra merkezi sinir sistemini uyarmaktadır .

c- Amfetaminler

İlk kez 1887 yılında bulunan amfetanin sulfat 1932 yılında astım (iltihabi nefes darlığı) vede burun tıkanıklığı Tedavi(iyileştirme) sinde kullanılmaya başlanmıştır . Amfetaminler uyarıcı vede zihin açıcı ollaraak bilinir . bu sebep le uzun yol sürücüleri gece vardiyalarında çalışırlar öğrenciler vede sporcular tarafından yaygın 1 biçim de kullanılmaktadır . Uyarıcı niteliği sebebi yle doping ollaraak sporcular arasında kullanılması yaygınlaşmaktadır . En yaygın ollaraak al vede pembe kristalize toz biziçimde kullanılmaktadır .

ç- Ekstazi

Son yıllarda kullanımı giderek yaygınlaşan 1 maddedir . Uyarıcı hususi likleri sebebi yle kullanılan vede tamamen sentetik oluşan 1 uyuşturucudur . Ekstazi; beyaz kahverengi pembe yada sarı tabletler vede kapsüller biçimi nde bulunur . Ekstazi insan bedeni nda dopamine vede norepinefrin adı verilen maddelerin salınmasına yol açar . Ekstazi kullanıcıları giderek maddenin dozunu artırma eğilimindedir . Çünki ekstazi olmadan özdeş duyguları yaşayamamaktadırlar . Bu Hal da bağımlılık emare si ollaraak kabul edilmektedir .

d- Captagon

Amfetamin grubuna üye oluşan captagon sentetik türden 1 uyuşturucudur . Aslında captagon maddesi grubundadır . Etkisi amfetaminlere benzer hususi likler taşır . Etken maddesi vede dahilinde ne olduğu tam ollaraak bilinmemektedir .

e- MDA

İlaç bilimi açısından bakıldığında MDA maddesi hem amfetamine hemde LSD'ye yakın 1 maddedir . MDA maddesinin tesiri alınan doza bağlıdır . Etkisi ectasyden daha uzun zaman n (8-12 saat) vede daha güçlü etkileri oluşan 1 maddedir . Düşük dozlar umumiyen canlanma etkileri yaparken yüksek dozdaki alımı halisinasyonlara vede bozuk algılamalara yol açmaktadır . MDA'da yanlış doz kullanımında ölümcül hadiseler görülmektedir .

f- MDE

Ectasy'den daha hızlı(2-3 saat) amma tesiri daha kısa zaman li 1 maddedir . Kullanıcıların abartılı ollaraak görülen keyif hali çook kısa zamanda depresyona dönüşebilmektedir . MDE'nin kullanılması orta halli 1 ruhsal bağımlılığa yol açmaktadır .

g- MBDB

MBDB başka amfetaminlerin aksi ne çook sonraları 1986 yılında imal edilmiştir . Asıl ollaraak amfetaminlerin etki mekanizmalarını anlamak icin kullanılmıştır . Oldukça yeni 1 madde meydana geldiğinde n tesiri tam ollaraak bilinmemektedir . Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde sinir yollarını tahip ettiği gözlenmiştir .

ğ- DOB

Dob maddesi MDA'da oluışan benzer halüsinasyon etkilerini ortaya çıkarmakta amma vu etkileri yüz kat daha kuvvetli 1 yoğunlukta kendini göstermektedir . Etkileme biçimi LSD vede meskalin maddelerinkine benzemektedir . Etkisi yavaş ortaya çıkmakta vede tesiri müddetinde kullanıcı hayal resimleri görmektedir . Ölümcül sayılabilecek doz oranı 30 ile 35mb . arasındadır .

h- Crack

Crack kokain HCL'nin vede sodyumdikarbonatın su içine karıştırılıp ısıtılması ile elde edilmektedir . Al yada Aleni krem renkli vede kokusuz 1 maddedir . Sigara(tütün mamülleri) biçimi nde içimi sırasında çıkardığı çıtırtıya benzer seslerden dolayı crack adı verilmiştir . Bağımlılık potansiyeli kokainden yüksektir . Bir yada 2 kez denenmesi bağımlılık yapabilmektedir . Kokain eroinden daha zararlı iken crack 3 kat daha zararlıdır .


3- Merkezi sinir sistemini bozanlar

Merkezi sinir sistemini uyararak kişinin ruhsal durumunun değişmesine sebep oluşan vede halüsinasyonlar meydana getiren uyuşturucu maddelerdir . Halüsinojen etki yaratan narkotik maddeler tabiatta bazı bitlilerde natural ollaraak bulunur .Ayrıca laboratuarlarda sentetik ollaraak elde edilebilir . Natural ollaraak bulunanlara kenevir vede türevleri sentetik olanlara ise Lysergic Acid Diethylamide(LSD) misal verilebilir .

(a) Marihuana

 
Marihuana insanın ruhsal yapısını etkileyen kenevir bitkisinin 1 türevidir . Bitki kurutularak yaprakları vede çiçekleri tütün formuna getirilir içilmek sureti ile kullanılır . Yağ sever (lipofilik) niteliği ile anında bedene vede hayati organlara dağılmakta vede otuz gün zaman yle kalabilmektedir.


(b) Hint Keneviri
 
Kenevir bitkisi tropik vede ılıman oluşan bütün bölgelerde yetişen narkotik 1 maddedir . Kenevir bitkisi vede türevleri sigara(tütün mamülleri) biçimi nde sarılarak içilir . Bunlar olağan sigara(tütün mamülleri)lardan daha kalındır . Tek başlarına kullanıldıkları gibi bazen de başka narkotik maddelerle 1 arada kullanılabilir . Yenilmek sureti ile de alındığı bilinmektedir . Sigara(tütün mamülleri) gibi içilmek sureti ile kullanıldığında tesiri 3-4 kat artmaktadır .

(c) Meskalin

 
Meskalin ananas biçimi nde vede büyüklüğündeki peyato kaktüsünden elde edilmektedir . Tablet kapsül vede likit halde bulunan bu maddenin güçlü vede acı 1 tadı mevuttur . Meskalinin Türkiye'de yaygın 1 kullanım alanı yoktur .

(ç) Pilaka Esrar(Kubar)

 
Haşhaş kenevir bitkisinin narkotik madde açısından varlıklı oluşan salgısının toplanıp kurutulmuş vede preslenmiş formudur . Genellikle krema renginde olur . Esrar sigara(tütün mamülleri) halinde sarılarak içilir . Kullanıcılar arasında yaygın ollaraak "joint" adı verilir . Bal reçel lokum pasta gibi yiyeceklere karıştırılarak yenilebilir . Nadiren damar yolu kullanılır . Türkiye'de yaygın kullanımı esrarlı sigara(tütün mamülleri) biçimindedir .
Esrar yağ dokusunda birikmekte vede takriben ollaraak otuz gün zaman ile burada depolanmaktadır . Esrar bağımlılığa geçiş maddesidir . Diğer maddelerin kullanımında ilk basamak esrar olmaktadır . Madde kullananların büyük çoğunluğunun uyuşturucuya esrar ile başladıkları gözlenmiştir .

(d) Likit Esrar

 
Likit esrar kenevir bitkisinin özü ollaraak bilinir . Marihuana vede haşhaştan daha tesirli dir . Damıtma yoluyla elde edilir .

(e) LSD (Lysergic Acid Diethylamide)

 
LSD sentetik uyuşturucu çeşitleri arasında en malum vede en çook kullanılan türdür . 1938 yılında çavdar mahmuzunun içinde bulunan 1 asitten imal edilen LSD umumiyetle ağız yoluyla alınmaktadır . Ancak damara enjekte edilerek de kullanılabilmektedir . Bazen de turnusol kağıdına emdirilerek tüketilmektedir . Önemli 1 niteliği de deri vasıtasıyla emilmesidir . LSD meskalinden 800 kat daha güçlü 1 uyuşturucu maddedir .

(f) PCP(Phencyclidine)

 
PCP hayvandoktoru likte kullanılmak üzere üretilen vede anestezide kullanılan narkotik 1 maddedir . 1967 yılından beri gizli vede kontrolsüz ollaraak laboratuarlarda üretilmektedir . PCP'nin yaygın kullanım biçimi tablet yada kapsül ollaraak ağızdan alınmasıdır . Diğer narkotik maddelerle 1 arada içildiği gibi marihuana yada benzeri narkotik maddelerle sigara(tütün mamülleri) gibi sarılarak da içilmektedir . PCP kullanımı fiziksel bağımlılık yarattığı gibi sinirsel bağımlılık da yaratmaktadır .
 


Devamını Oku

Uyuşturucu Nedir

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre uyuşturucu “sağlık nedenleriyle alınanların dışında, yaşayan organizmaya alındığında, organizmanın bir ya da birden çok işlevini değiştirebilen herhangi bir maddedir”. 

  Uyuşturucu kavramı günlük hayatımıza özellikle son birkaç yıl içinde yoğun bir biçimde girmiş olmasına rağmen, bu kavramın içeriği hakkında bir fikir birliğine varılamadığı gözlenmektedir. Ancak genel bir kavram olarak uyuşturucu dendiğinde herkes benzer bir kavramı düşünmekle birlikte bunun ayrıntıları bilinmemektedir. Bugün ülkemizde bağımlılık yapıcı maddeler için genel olarak uyuşturucu tanımı kullanılmaktadır. Uyuşturucu sözünün kendisinden de anlaşılacağı üzere, kişiyi uyuşturan, hareketsiz kılan,  kontrolünü  kaybettiren maddeler akıla gelmektedir. Bağımlılık yapabilen tüm maddeler için uyuşturucu tanımını kullanmak aslında yanlıştır. Bu tanımlama ile uyarıcı bazı maddeler bu kapsam dışında gibi bir izlenim doğmaktadır. Halbuki uyarıcı maddeler de uyuşturucu maddeler gibi bağımlılık yapıcı maddelerdir. Bu nedenle bu kavram içinde tüm bağımlılık yapıcı maddeleri değerlendirmek doğru olacaktır.

Bir tanımlama yapmak gerekirse; uyuşturucu maddeler, bedene girdiklerinde ruhsal, davranışsal ve bedensel değişikliklere neden olup, bağımlılık yapabilen kimyasal maddelerdir. Tıp literatüründe bunlar psikoaktif madde olarak adlandırılmaktadır. Yabancı kaynaklarda bu maddelere önceleri “drug” adı verilmiştir. Ancak drug sözcüğü aynı zamanda ‘ilaç’ karşılığında da kullanıldığı için önemli bir sorun olmuş ve bütün ilaçların drug kapsamı içinde değerlendirilmesinin  yanlış olduğu görülmüştür. Son zamanlarda ise “substance” olarak adlandırılmaktadırlar. Bağımlılık yapıcı maddeler şu şekilde sınıflandırılabilir:

Sigara (tütün)

Alkol

Opiyatlar: Morfin, Eroin, Kodein, Metadon, Meperidin

Uyarıcılar: Amfetamin, Kokain, Ecstasy, Kafein

Merkezi Sinir Sistemini baskılayanlar: Barbitüratlar, Meprobomat, Benzodiazepinler (diazem, xanax, ativan, rivotril, rohypnol vb), Alkol, Akineton

Halüsinojenler: LSD (Liserjik Asid Dietilamid), Meskalin, Psilocybin, DMT (dimetiltriptamin), DET (dietil triptalmin), DOM (dimetoksimetil amfetamin), MDA (metilendioksi amfetamin)

Uçucu maddeler (Volatile hydrocarbons): Tiner, Benzen, Gazolin, Glue (Baligibi yapıştırıcılar)


Esrar ve benzerleri

Fensiklidin (PCP) 


Görüldüğü gibi birçok madde uyuşturucu kapsamı içinde yeralmaktadır. Bunlar arasında alkol ve sigarada vardır. Dilimizde kullanılan uyuşturucu kavramı içinde alkol ve sigara yeralmamasına rağmen, bunlarında birer şiddetli bağımlılık yapıcı madde olma özelliği göz önüne alınmış ve tüm dünyada bu kapsam içinde değerlendirilmesine karar verilmiştir.

Bu  maddeler,  doğal  olabilir,  sentetik  olabilir,  yasal  olabilir  ya  da  yasal
olmayabilir.
 

Yukarıda yeralan maddelerin bir kısmı doğal maddelerdir. Örneğin morfin, kokain, esrar doğada bulunan maddelerdir. Bu maddeler bazı işlemlerden geçirilerek yeni başka maddeler elde edilmektedir. Buna örnek olarak eroin verilebilir. Kimi maddeler ise tamamen laboratuarlarda üretilir. Buna örnek olarak ise ecstasy vb verilebilir.

Bağımlılık yapıcı maddelerin hepsi yasal olmayan maddeler değildir. Bunların bir kısmı yasal olarak eczanelerde bulunabilen, hekim tarafından reçete edilen ilaçlardır. Bunlar halen tıpta  ilaç olarak kullanılmaktadır. Hekim tavsiyesi ile, belli doz ve sürelerde kullanıldığı takdirde bağımlılık yapma olasılıkları düşüktür. Ancak bu ilaçlar kontrol dışı, uzun süreli ve yüksek dozlarda kullanıldığı takdirde bağımlılık oluşturur. Bu nedenle bu tür ilaçların kontrolüne ilişkin çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır.
 

Maddelerin etkileri alınan miktara göre değişkenlik gösterebilmektedir. Alınan miktar arttıkça sağlanan etki artmamakta ve bir plato çizmektedir. Bu durum aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. Bu nedenle kişi bir süre sonra giderek kullandığı madde miktarını artırmaktadır.
 

Maddelerin kullanım yolları da farklılık göstermektedir. Kullanım yolu etkinliği de belirlemektedir. Yutma yoluyla maddenin alındığı taktirde etki geç başlamakta ve düşük olmaktadır. İnhalasyon yoluyla alındığında ise etki çok çabuk başlamakta, yüksek olmakta ancak etki çabuk azalmaktadır. Bu durum aşağıdaki şekilde gösterilmiştir. Hızlı etkileyen maddelerin etkisi süresi de genelde kısa olmaktadır. Hızlı etkileyen maddelerin bağımlılık potansiyeli de genelde daha yüksektir.
Devamını Oku

Uyuşturucu Madde Bağımlılarının Topluma Yeniden Uyum Aşamasında Sağlanan Barınma İmkânları

Madde bağımlılarının tedavi sonrası süreçte topluma yeniden uyum aşamasında karşılaştıkları önemli sorunlardan ilki, kalabilecekleri bir yerin, yani konutun olmamasıdır. Bunun hemen ardından gelen sorunlarsa, eğitim  almadıkları ya da eğitimlerini yarıda bıraktıkları için eğitim düzeylerinin düşük olması ya da hiç olmaması ve herhangi bir iş eğitimi de almadıkları için iş imkânlarının neredeyse çok az olması olarak sıralanmaktadır. Türkiye’de bu sorunlar genellikle bağımlı bireyin tedavisinin hemen ardından ya da tedavisi sürerken ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu sorunların çözümü için kişinin ihtiyacına yönelik hizmetler de madde bağımlılarının topluma uyumu aşamasında yürütülmektedir (Türkiye Uyuşturucu Raporu 2012).

Bu hizmetlerin Türkiye’de daha çok Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve yerel yönetim birimleri olan belediyeler tarafından verildiği gözlenmektedir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevlerine İlişkin Yönerge’nin 40. Maddesinin (e) bendinde maddenin kötüye kullanımı sonucu rehabilitasyona gereksinim duyan çocukların bakımı, korunması, tedavisi, aile ve topluma kazandırılması amacıyla çocuk ve gençlik merkezleri, çocuk izlem ve takip merkezleri, koruma bakım ve sosyal rehabilitasyon merkezleri, bakım ve sosyal rehabilitasyon merkezleri gibi uygun kuruluşlar açmak, açılmış olanların çalışmalarını izlemek, değerlendirmek ve geliştirmek, hizmetin etkinliği ve verimliliğini artırmaya yönelik plan, program ve projeler hazırlamak, uygulanmasını  sağlamak  ifadesi yer almıştır (ASPB-Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü 2013).


Bu hüküm doğrultusunda; 2012 yılında 6 Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezi (Ankara, Denizli, Gaziantep, İstanbul, Kocaeli ve Kırıkkale), 2 Koruma Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi (Adana ve Diyarbakır) ve 4 Çocuk ve Gençlik Merkezi (Antalya, Diyarbakır, Van ve Muş) olmak üzere 12 kuruluş hizmete açılmıştır (ASPB-2012 Yılı Faaliyet Raporu 2013).


Korunma ihtiyacı içinde olan sokakta yaşayan/ çalıştırılan çocuklara yönelik koruyucu-önleyici hizmetler ile sosyal rehabilitasyon hizmetleri sunulmaktadır. Sokakta yaşayan/çalıştırılan çocuklar, sosyal destek mekanizmalarının zayıf olması ve sokak yaşamının olumsuz etkileri sebebiyle madde kullanımı için risk  grubunda yer almaktadır. Söz konusu çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici hizmetler ile çocukların sokak yaşamından ve madde kullanımına sürükleyen ortamlardan uzaklaştırılması sağlanmaktadır. Bununla birlikte madde bağımlısı olan sokakta yaşayan/çalıştırılan çocukların Sağlık Bakanlığına bağlı tedavi merkezlerinde madde bağımlılığı tedavilerinin  tamamlanmasının  ardından  sosyal rehabilitasyonları sağlanmaktadır. Bakanlık kuruluşları bünyesinde yürütülen sosyal, kültürel, sanatsal etkinlikler ile sportif ve hobi faaliyetleri ile çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimleri desteklenerek eğitim sistemi içinde tutulması, eğitim-öğretimde sürekliliği sağlayarak çocukların sokağa dönmelerinin ve olumsuz alışkanlıklar edinmelerinin engellenmesi sağlanmaktadır 


Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı olarak 2012 yılında 34 bakım ve sosyal rehabilitasyon merkezi, 10 koruma bakım ve rehabilitasyon merkezi, 39 çocuk ve gençlik merkezi ve bu merkezlere bağlı olan dört gözlemevi ile hizmet vermiştir 

Bu merkezlerde;


⦁    Çocukların ve ailelerinin psiko-sosyal incelenmesi ve desteklenmesi,
⦁    Ailelerin ve çocukların psiko-sosyal gelişimini destekleme çalışmaları, barınma, bakım, giyim ve gıda ihtiyaçlarının karşılanması,
⦁    Eğitimin önemi konusunda bilgilendirme, eğitime yeniden kazandırma, eğitimlerini destekleyici ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalar,
⦁    Meslek edindirmeye yönelik çalışmalar, sosyal, kültürel, sanatsal etkinlikler ile sportif ve hobi faaliyetleri,rehabilite edici hizmetler yürütülmektedir


Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı sokakta yaşayan/çalıştırılan çocuklara yönelik hizmet sunan Çocuk ve Gençlik Merkezleri aracılığı ile 82 madde bağımlısı çocuk tedaviye yönlendirilmiştir.

 
Ayrıca, Koruma Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri ile Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezlerinde korunma ve bakım altında olan suça  sürüklenmiş/suç mağduru 27 madde bağımlısı çocuk ve genç madde bağımlılığı tedavisine  yönlendirilmiştir.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi bünyesinde, sokakta ve ailesi ile birlikte yaşayan, madde kullanan çocuk ve gençlere yönelik olarak; barınma,  tedavi,  rehabilitasyon,  eğitim,   aile ve sosyal yaşama geri  dönüşe  hazırlık  amacı ile kurulan Oya Bahadır  Yüksel,  Münir  Onat ve Akınal Gençlik Merkezlerinde; 2008-2012 yılları arasında 741 çocuğa hizmet  verilmiştir. Bu çocukların 457’si problemli madde kullanımı olarak değerlendirilmiştir
Devamını Oku

Sosyal Dışlanma ve Uyuşturucu Madde Kullanımı

Madde kullanımı ve sosyal dışlanma birbirinin nedeni olarak görülebilir. Madde kullanımı yaşam koşullarının bozulmasına, sosyal marjinalleşme süreçleri de madde kullanmaya başlamak için bir neden olabilir.

Bununla birlikte, madde bağımlılığı ve sosyal dışlanma birbirinin kesin bir nedeni değildir. Çünkü sosyal dışlanma, tüm madde kullanıcıları için geçerli değildir. Bu karmaşıklığı da düşünerek, hem sosyal olarak dışlanmış topluluk içindeki madde kullanımını hem de madde kullanıcıları arasındaki sosyal dışlanmışlığı analiz etmek mümkündür.Bu bölümde hedeflenen sosyal açıdan dışlanmış gruplar arasında madde kullanımının raporlanmasıdır. Ancak, Türkiye’de madde bağımlılarının sosyal dışlanması ile ilgili çalışma ve araştırmalar oldukça sınırlı olduğu için bu bölüm raporlanamamıştır.

Tedavi sonrası toplumla yeniden bütünleşme, tedavi sürecinin herhangi bir aşamasında ele alınabileceği gibi, temel olarak tedavi sonrasında madde bağımlılarının geri döndükleri toplumda yeniden var olabilmelerini amaçlayan  bir süreçtir. 

Madde bağımlılarının toplumla yeniden entegrasyonları sürecinde verilen hizmetler, bazen sadece barınma, bazen de sadece eğitim ya da iş imkânı sağlanması şeklinde olabilmektedir. Bunun yanında çoğu kez madde bağımlısının birden çok sorununa yönelik müdahale ve hizmetler bir arada ve birbiri ardınca verilmektedir (Türkiye Uyuşturucu Raporu 2011). Türkiye’de ulusal düzeyde uygulanan ve bağımlıların tedavi sonrasında topluma yeniden entegrasyonları sürecini ele alan bir yapı yâda program bulunmamaktadır. Ancak, bazı kamu kurumları ve belediyeler tarafından doğrudan bağımlılara olmasa da risk gruplarına yönelik çalışmalar yapılmaktadır.
Devamını Oku

Erken Uyarı Sistemi (EWS-Early Warning System)

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, bilinen ve yasalar tarafından kontrol altına alınmış olan narkotik ve psikotrop maddelerin dışında, bu maddelere benzer etkiler gösteren ancak herhangi bir yasal kısıtlılığı olmayan yeni psiko-aktif maddelerin görülme sıklığı giderek artmaktadır. Yasal bir kısıtlılığının olmaması ve nispeten kolay temin edilebilmesi, bu maddelerin piyasaya arzını giderek arttırmaktadır.

Bu itibarla, uyuşturucu madde ve uyuşturucu madde bağımlılığı ile mücadelede, ortaya yeni çıkan psiko-aktif maddelerin en kısa sürede yasa kapsamına alınması büyük bir önem taşımaktadır.
Türkiye’de EWS Çalışma Grubu, 2006 yılında EMCDDA ile TUBİM arasında başlatılan “Phare Projesi” kapsamında oluşturulan Ulusal Çalışma Gruplarından birisi olarak, 2006 yılında kurulmuş ve bu tarihten itibaren faaliyetlerini düzenli olarak yürütmektedir.


Bu  çalışma  grubunda;  Adalet,   Gıda-Tarım ve Hayvancılık, Gümrük ve Ticaret ve Sağlık Bakanlıkları, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Hacettepe Üniversitesi ve ilgili diğer kurumlardan toplam 20 temsilci bulunmaktadır. Grup iletişimi e-posta aracılığı ile gerçekleşmekte, EWS sistemi aracılığı ile yapılan yeni bir bildirim tüm grup üyeleri ile paylaşılmaktadır.


EWS kapsamındaki kurumlar ülkede yeni bir madde ile karşılaştıklarında “Yeni Psikoaktif Maddeler (uyuşturucu, uyarıcı, halüsinojen, v.b. maddeler) İçin Rapor Formu”nu doldurarak TUBİM’e göndermektedir. Daha sonra bu maddelerle ilgili olarak yapılan toplantılarda;


1.    Bağımlılık gelişme ihtimali ve olası bağımlılığın ağırlığı,
2.    Kullanıcı açısından taşıdığı sosyal riskler,
3.    Toplumda yaratacağı huzursuzluk ve şiddet ile ilişkisini  değerlendirmektedir.


EWS toplantılarında,  uzmanlar  tarafından değerlendirilen yeni psiko-aktif madde/ maddelerin yasa kapsamına alınması için tavsiye kararı alınmaktadır. Alınan tavsiye kararı TUBİM tarafından Sağlık Bakanlığı’na resmi yazı ile bildirilmekte ve bu maddelerin yasal kısıtlılık altına alınmaları için gerekli prosedür başlatılmış olmaktadır.


EWS Çalışma Grubu’nun toplantıları neticesinde 2007-2012 yılları arasında toplam 34 yeni psiko- aktif madde 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkındaki Kanun kapsamına alınmıştır

Bu  maddelerle  daha  erken  mücadele edebilmek için yani yeni psikoaktif maddelerin ülkemize gelmeden tespit edilmesi, risk değerlendirmelerinin yapılması ve yasa kapsamına alınmaları kapsamında, 03 Ekim 2012 tarihinde gerçekleştirilen EWS Çalışma Grubu’nun 9. toplantısında; ülkemizde henüz görülmemekle birlikte, proaktif bir  yaklaşımla, en  az bir  AB ülkesi tarafından yasa kapsamına alınmış olan yeni psikoaktif maddelerin EWS Çalışma Grubu’nda görüşülerek 2313 sayılı Yasa kapsamına alınması hususunun değerlendirilmesinin, uygun bir yaklaşım olacağına karar verilmiştir.


Bu doğrultuda çalışma grubu üyesi temsilciler tarafından yapılan görüşme ve değerlendirmeler neticesinde; 60 yeni psiko-aktif maddenin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkındaki Kanun kapsamına alınması kararı alınmış ve 25 Haziran 2013 tarihli ve 28688 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu’nun 22 Mayıs 2013 tarihli ve 2013/4827 sayılı kararı ile 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun hükümlerine tabi tutulmuştur . Böylelikle 2007-2013 yılları arasında 2313 sayılı yasa kapsamına alınan madde sayısı 94’e yükselmiştir.
Devamını Oku

Ulusal Uyuşturucu Politika ve Strateji Belgesi (2013-2018)

Belge, “Genel Uyuşturucu Politikamızı” esas olarak  Anayasa’mızın  58.  maddesinde   yer alan; “…Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.” hükmüne dayandırmakta;

⦁    Uyuşturucu ile mücadele faaliyetlerinin, sorunun tüm boyutlarında aynı kararlılıkta ve dengeli bir yaklaşımla yürütüleceğini,
⦁    Mücadelede bilimsel yenilikler ve yöntemler uygulanırken, aynı zamanda insan hakları ve
onurunun ön planda tutulacağını,
⦁    Uyuşturucu sorununun çözümünün, pek çok farklı sektör ve bilim dalının ortak çalışması ile mümkün olacağını vurgulamaktadır.


Belgede, “Arz Azaltımı Politikaları”;


⦁    Uyuşturucuların arzına yönelik suçlar insanlık suçu olarak kabul edilmektedir.
⦁    Uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadelede sıfır tolerans prensibi ile hareket edilecektir.
⦁    Yeni çıkan psikoaktif maddelere karşı hızlı ve etkin bir müdahale sistemi geliştirilecektir.
⦁    Terör örgütlerinin uyuşturucu kaçakçılığını bir finans kapısı olarak kullanmaları önlenecektir.
şeklinde ifade edilmektedir.


Belgede, “Talep Azaltımı Politikaları” arasında;


⦁    Uyuşturucu bağımlılığı bir hastalık, uyuşturucu bağımlısı hasta ve bu sorun önemli bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edildiği,
⦁    Önleme faaliyetlerinin, ilgili kurumlar arasında işbirliği içerisinde yaygınlaştırılacağı,
⦁    Bağımlılığın tıbbi tedavisinin, topluma yeniden kazandırma faaliyetleri ile destekleneceği hususları yer almıştır.
Belgede  mücadelenin  diğer  boyutları  ile  ilgili politikaları şu şekilde ifade edilmiştir:
⦁    Uyuşturucu ile mücadele politikasında;
⦁    Kültürel farklılıklar da göz önünde bulundurulacak,
⦁    Uluslararası kuruluşların mücadele politikaları ile aynı doğrultuda çalışılacak ve onların çalışmaları  desteklenecektir.
⦁    Mücadelede ulusal ve uluslararası işbirliğine açık olunacaktır.
⦁    Uyuşturucu alanında  raştırma,    bilgi ve veri toplama sistemleri sürekli olarak geliştirilecektir.
⦁    Mücadele faaliyetleri; bilgiye dayalı, ölçülebilir ve dinamik bir gelişim içerisinde yürütülecek ve   bu   konularda   yeni   yaklaşımlar   takip edilecektir.
⦁    Uyuşturucu alanındaki ulusal bilgi  ağı
güçlendirilecektir.
⦁    EGM KOM Daire Başkanlığı’na bağlı TUBİM, uyuşturucu  ile  mücadele  eden tüm kurumlar arasındaki koordinasyon ve işbirliğini sağlar.
⦁    Ülkemizdeki uyuşturucu ile mücadele faaliyetleri;
⦁    Tek merkezin koordinasyonunda,
⦁    İlgili ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşların işbirliği ve desteğinde,
⦁    Çok katılımlı,
⦁    Genişleme ve uyumlaştırmayı aynı oranda sağlayabilen bir anlayışla sürdürülecektir.


Belgede ayrıca, 2013-2018 yılları arasında uyuşturucu ile mücadele kapsamında ulaşılmak istenen amaçlar  ve  bunları  gerçekleştirmek için gerekli faaliyetler uyuşturucu ile mücadele
alanında yer alan toplam 29 stratejik hedef sıralanmıştır.
Devamını Oku

Ulusal Uyuşturucu Politika ve Stratejisi Belgesi ve Eylem Planı

Akıl ve beden sağlığının en büyük düşmanı olan uyuşturucular, bağımlılarını  aileden,  toplumdan ve çevresinden kopararak sorumsuz bir hayata mahkum etmektedir. Bu sebeple uyuşturucular zincirleme olarak bağımlıya, bağımlının aile ve iş hayatına, ayrıca ülke ekonomisine telafi edilemez zararlar vermekte ve toplumların hem bugününü hem de geleceklerini tehdit etmektedir. Bu kapsamda, tüm dünyada büyük bir sorun haline gelen uyuşturucu kullanımı ve bağımlılığı son yıllarda Türkiye için de önemli bir sorun haline gelmeye başlamıştır (Ulusal Uyuşturucu Politika ve Strateji Belgesi 2013-2018).


Ülkemizin uyuşturucu ile mücadele politikalarının ve bu kapsamdaki amaç ve hedeflerinin ortaya konduğu ilk Ulusal Politika ve Strateji Belgesi, 2006 yılında yürürlüğe girmiştir.  Arkasından bu belgede belirlenen hedeflere ulaşılmak için yapılması gerekli faaliyetlerin yer aldığı üçer yıllık iki ayrı Eylem Planı hazırlanarak yürürlüğe konmuştur (Ulusal Uyuşturucu Politika ve Strateji Belgesi 2013-2018).

Bu belgelerin yürürlük sürelerinin 01.01.2013 tarihi itibariyle sona ermesiyle birlikte, ülkemizin uyuşturucu kaçakçılığı ve bağımlılığına karşı mücadeledeki politika ve stratejilerini ortaya koyan ve 2013-2018 yıllarını kapsayan “Ulusal Uyuşturucu Politika ve Strateji Belgesi”, ilgili kurumlarımızın katkı ve mutabakatı ile hazırlanmıştır (Ulusal Uyuşturucu Politika ve Strateji Belgesi 2013- 2018).


2018 yılı sonuna kadar yürürlükte kalması planlanan Ulusal Uyuşturucu Politika ve Strateji Belgesi ile uyuşturucu madde ile mücadele alanındaki görülen eksikliklerin giderilmesi  ve bu belgeler ile talep azaltımı ve arz azaltımı konusunda dengeli bir yaklaşım benimsenmesi öngörülmüştür.


Strateji Belgesi’ne paralel olarak TUBİM koordinesinde, ilgili kurum/kuruluşların ortak çalışma ve mutabakatı ile hazırlanan Ulusal Uyuşturucu Eylem Planı ise strateji belgesinde
geçen hususların 2013-2015 yılları arasında faaliyet olarak uygulanmasını öngörmektedir.


Hazırlanan yeni belgelerin yürürlüğe konulması, 02.09.2013 tarihli Başbakan Olur’u ile uygun bulunmuştur.
Devamını Oku

Uyuşturucu Madde Zarar Azaltım Programı

Zarar azaltımı programları, uyuşturucu kullananların ve çevresindekilerin öncelikle sağlıklarını korumak amacıyla uygulanmaktadır. Zarar azaltımı kavramında esas olan anlayış; uyuşturucu kullanan kişilerin kullanımdan kaynaklanan sağlık sorunlarıyla, ikinci derecede ortaya çıkabilecek zararlardan kişi ve toplumu korumaktır. Temel amaç, hastalık durumunu ve ölüm oranını azaltmaktır.

Zarar azaltımı programları Avrupa’da Almanya, Fransa, İtalya, Finlandiya, Hollanda, Estonya, İrlanda ve İsveç gibi ülkelerde de uygulanmaktadır.

Tedavi   programına   başvurmayan    veya tedavisi başarısız olan hastaların uyuşturucu kullanımlarını kontrol edebilecek ve gelecekte tedavi motivasyonlarını arttıracak, Hepatit, HIV gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasını ve suça yönelmelerini önleyecek zarar azaltıcı programlar Türkiye’de yeterli değildir.


Türkiye’nin gerçeklerine ve gereksinimlerine göre, uyuşturucu kullanıcılarına zarar azaltımına yönelik koruyucu hizmetlerin sağlanması gerekmektedir.
Zarar azaltımı faaliyetleri kapsamında Türkiye’de;


⦁    İkame tedavisi,
⦁    Sosyal hizmet çalışmaları,
⦁    Acil durumlarda psiko-sosyal ve tıbbi destek sağlama,
⦁    Sokakta yaşayan bağımlılar için barınaklar,


gibi hizmetler uygulanmalı ve/veya yaygınlaştırılmalıdır.
Devamını Oku

Uyuşturucu Madde Bağımlılarının Topluma Yeniden Kazandırılması

Uyuşturucu bağımlılığı ile mücadelede tıbbi tedavi sonrasında sunulan rehabilitasyon çalışmaları tedavinin başarısı açısından çok önemlidir. Ancak Türkiye’de bağımlılık alanında sosyal destek sistemleri ve rehabilitasyon çalışmaları istenilen düzeyde değildir. 



Bu nedenle ilgili kurumların da desteği ile bağımlıların tedavi sonrasında sosyal hayata uyumunu arttırmak ve bir işte çalışmalarına olanak sunmak için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır. Bu tür uygulamalar yerel düzeyde başarı göstermekle beraber ulusal çapta bir program bulunmamaktadır.

Bağımlı bireylerin topluma yeniden uyum aşamasında karşılaştıkları en önemli sorunlardan ilki, kalabilecekleri bir yerin, yani konutun olmamasıdır. Bunun hemen ardından gelen sorunlarsa; eğitim düzeylerinin düşük ya da hiç olmaması ve iş imkanlarının çok az olması olarak sıralanmaktadır.
Devamını Oku

Uyuşturucu Maddenin Arz Boyutu (Uyuşturucu Madde Piyasası)

Türkiye’de kanun uygulayıcı birimlerin uyuşturucuyla mücadele   alanında kararlılığı artarak devam etmektedir.Son yıllarda yapılan uyuşturucu operasyonlarının sayısında ve yakalanan şahıs miktarında önemli artışlar görülmektedir.
 


Balkan rotası üzerinde bulunan Türkiye, 2012 yılında da yoğun bir şekilde afyon ve türevlerinin kaçakçılığına maruz kalmaya devam etmiştir. Türkiye pazarlarına ulaşan afyon, bazmorfin ve eroinin temel kaynağı Afganistan’dır. Türkiye’de afyon ve türevlerinin (opiyatların) bulunabilirliği Afganistan’da gerçekleşen üretimle yüksek (0,93) korelasyon göstermektedir. Afganistan’da yapılan yüksek miktarlı üretimden sonra Türkiye pazarında eroinin bulunabilirliği ve yakalamaları artmaktadır. Üretimde görülen düşüşler  ise bir yıl sonraki yakalamalara yansımaktadır. Afyon ve türevleri Afganistan’dan sonra büyük oranda İran İslam Cumhuriyeti’ni takip ederek Hakkari, Van ve Ağrı illerinden Türkiye’ye ulaşmaktadır. Ancak son  yıllarda  Irak’ı  ülkemize  bağlayan  Şırnak/Habur sınır kapısından girişlerde önemli bir artış görülmektedir.

2012 yılında ise Afganistan’da eroin arzında görülen artışın paralelinde eroinin piyasada bulunabilirliğinde tekrar artış yaşanmıştır. Aynı yıl Türk kolluk kuvvetleri tarafından 13.301 kg eroin yakalanmış ve Türkiye eroin yakalamalarında dünya lideri konumuna yükselmiştir.


Dünya’da yaşanan trendlerin paralelinde esrar Türkiye’de en çok yakalanan uyuşturucu madde olmaya devam etmektedir. 2012 yılında ülke genelinde 152.086 kg esrar yakalanmıştır. Son beş yıl içerisinde esrar yakalamaları %288 oranında artış göstermiştir. 2012 yılı itibariyle bir önceki yıla göre esrar yakalamaları %99 oranında artış göstermiştir.


T
ürkiye’de üretilen esrarın ülke dışına ihraç edildiğine dair güvenilir bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak İran’dan Türkiye’ye önemli miktarlarda toz esrar girişi tespit edilmiştir. Toz esrar kaçakçılığı özellikle 2010 sonrasında önemli oranda artmıştır. İran İslam Cumhuriyeti’nden getirilen toz esrarın üretim bölgesinin İran olduğuna dair kesin bir bilgi yoktur. Afganistan’dan İran İslam Cumhuriyeti’ne oradan da Türkiye’ye getirilmiş olabileceği  değerlendirilmektedir.


Türkiye’yi hedefleyen kokain Kolombiya, Peru ve Bolivya’dan direk olarak gelmemektedir. Kaçakçılık organizasyonları risk azaltmak için farklı güzergahlar ve yöntemler kullanmaktadır. 2012 yılında yapılan analizler Türkiye’ye kokainin 45 farklı güzergahı kullanarak ulaştığını göstermiştir. 


Bu 45 güzergahın %65’inde Türkiye nihai hedef iken %35’inde ise transit güzergah olarak kullanılmıştır. Güney Amerika’da kokainin Arjantin, Brezilya, Ekvador ve Venezuela’dan çıkış yaptığı görülmektedir. Bunun yanı sıra birçok olayda kokainin öncelikle Batı Afrika’ya ulaştığı, arkasından Türkiye’ye sevk edildiği görülmektedir. Gelen kokainin büyük bir kısmı Türk pazarlarını hedeflemekle birlikte, bir kısmı Avrupa pazarlarına doğru seyrine devam etmektedir.


Kokain pazarında yaşanan genişlemenin paralelinde son beş yıl içerisinde yakalanan kokain miktarında önemli artışlar görülmüştür. 2008- 2012 yılları arasında kokain yakalamaları yaklaşık 4 kat artarak 94 kg’dan 476 kg’a çıkmıştır. 2011 yılında 281 kg konteyner yakalamasının da etkisiyle kokain yakalamalarında rekor kırılmıştır. Ancak 2012 yılında bu kadar büyük çaplı bir yakalama olmaması nedeniyle ulusal kokain yakalamaları %19,5 oranında azalmıştır. Geçmişte yüklü miktarda kokain maddesi yakalamaları nadiren gerçekleştirilse de günümüzde planlı,  projeli ve sistemli olarak gerçekleştirilen yakalamalar giderek artmaktadır.

Türkiye’de sentetik uyuşturucu yakalamaları madde türüne göre çok farklı trendler göstermektedir. Ülkemizde yaygın olarak görülen captagon maddesi yakalamaları son beş yıl içerisinde hızlı bir düşüş göstermiştir. Captagon yakalamaları  2008  yılında  yaklaşık  3  milyon civarında iken 2012 yılında %94 oranında azalarak 183.537 tablete düşmüştür. EGM KOM (2010;2012) Raporu bu düşüşün iki temel nedeni olduğunu açıklamıştır. 


Birincisi; Suriye ve Ermenistan’da captagon üretimine başlanması ve Türkiye’de üretimde görülen önemli azalmalardır. Bu gelişmeler paralelinde Ortadoğu’da captagon yakalamalarında önemli bir artış görülmüştür. İkincisi, son yıllarda Türkiye’deki uyuşturucuyla mücadele birimlerinin captagon kaçakçılığı yapan grupları hedefleyen yoğun operasyonları neticesinde organize suç gruplarının  sayısında ve niteliğinde önemli düşüşler meydana gelmiş olmasıdır.

Türkiye ecstasy için nihai pazar konumundadır. Ecstasy yakalamalarında 2009 yılında görülen düşüşün ardından 2012 yılına kadarki dört yıllık dönemde yaklaşık 9 kat artış yaşanmıştır. 2012 yılında bir önceki yıla göre görülen artış oranı ise %221,7’dir.


Dünya uyuşturucu piyasalarında yaşanan trendlerin paralelinde, Türkiye son yıllarda giderek artan oranlarda metamfetamin kaçakçılığına maruz kalmaktadır. Metamfetamin Türk pazarlarında son dört yıldır görülmektedir. 2009 yılında ülke genelinde 14 olayda 103 kg metamfetamin yakalanmıştır. Metamfetamin yakalamaları son beş yıllık süreçte %387, son bir yılda ise %43 oranında artmıştır.
Devamını Oku

Uyuşturucu Madde Bağlantılı Suçlar

2012 yılında Türkiye genelinde toplam 83.133 uyuşturucu olayı meydana gelmiş, bu olaylarda 130.049 şüpheli yakalanmıştır.Bu sayı 2015 yılında yüzde 450 artmış durumda.



Önceki yıllarla karşılaştırıldığında; 2012 yılında hem olay sayısında hem de şüpheli sayısında bir artış meydana gelmiştir. Bir önceki yıla göre olay sayısındaki artış %23,90, şüpheli sayısındaki artış ise %23,08 oranında gerçekleşmiştir.

Türkiye’de  2012  yılında  gerçekleşen  toplam 83.133 uyuşturucu olayı suç türlerine göre incelendiğinde; 71.734 olayın (%86,29) kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın alma/kabul etme/ bulundurma(TCKm:191), 11.397 olayın(%13,71) uyuşturucu madde imal ve ticareti (TCK m:188) ve 2 olayın ise kullanımı kolaylaştırma (TCK m:190) kapsamında gerçekleştiği anlaşılmıştır.

Türkiye’de   2012   yılında   yakalanan   toplam 130.049 şüphelinin suç türlerine göre dağılımı incelendiğinde; 102.919 şüphelinin (%79,14) kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın alma/ kabul etme/bulundurma (TCK m:191), 27.125 şüphelinin (%20,86) uyuşturucu madde imal ve ticareti (TCK m:188) ve 5 şüphelinin ise kullanımı kolaylaştırma (TCK m:190) kapsamında yakalandıkları  anlaşılmıştır.

Türkiye’de  2012  yılında  4.155  eroin  olayında 7.349 şüpheli, 68.276 esrar olayında 107.485 şüpheli,  1.434  kokain  olayında  1.989  şüpheli,4.445 ecstasy olayında 6.327 şüpheli, 171 captagon olayında 278 şüpheli, 99 metamfetamin olayında 193 şüpheli, 3 asetik anhidrit olayında 14 şüpheli,3.401 sentetik kannabinoid olayında 4.784 şüpheli yakalanmıştır.

TUBİM İl İrtibat Noktası (İLTEM) personelince uygulanan “Bağımlılık Yapıcı Madde Suçlarında Kullanıcı Profili Anketi-U Formu” verilerine göre; uyuşturucu madde kullanıcılarının maddeye  başlama nedeni olarak, arkadaş etkisi (%41,48) ve merak (%26,84) ilk iki sırada gelmektedir. Ankete katılan şahısların büyük çoğunluğunun (%72,25) 18-29 yaş aralığında olduğu görülmektedir.

Uyuşturucu madde  kullanıcıları  maddeyi  en çok terk edilmiş yerlerde  (%51,31),  ardından da kendi evlerinde (%25,48) kullanmaktadırlar. Uyuşturucu madde kullanımı evlilere oranla bekarlar arasında daha yaygındır. Türkiye’de en fazla kullanılan madde esrardır. Başlama sırasına göre, ilk sırada sigara gelirken, bunu esrar takip etmektedir. Buna göre sigara kullanımının, illegal madde kullanımına geçişte ilk adım olduğu değerlendirilmektedir.

1984-2013  yılları  arasında  güvenlik  kuvvetleri tarafından  yapılan 377 operasyonda  terör örgütlerinin  uyuşturucu  olayına  karıştığı  tespit edilmiştir. Bu olaylarda toplam 1.232 kişi yakalanmıştır.  Söz  konusu  dönemde  güvenlik kuvvetleri tarafından icra edile faaliyetlerde PKK’ya ait 60 hücre evi ve sığınakta yüksek miktarlarda uyuşturucu yakalanmıştır. PKK’ya karşı yürütülen  operasyonlarda  bu  güne  kadar 4.584 kg eroin, 36.550 kg esrar, 17.958.469 kök kenevir bitkisi, 4.305 kg bazmorfin, 22 kg afyon sakızı, 710 kg kokain, 344.135 adet sentetik uyuşturucu, 27.630 lt asetik anhidrit ve 4 adet imalathane ele geçirilmiştir.

Günümüzde başta yasa dışı uyuşturucu ticareti olmak üzere, organize suçların işlenmesi suretiyle elde edilen büyük tutarlardaki suç gelirlerinin önemli bir bölümü, organize suç faaliyetinin devamını sağlamak amacıyla kullanılabilmekte, ayrıca bu gelirlerle terör faaliyetleri de finanse edilebilmektedir.

Organize suçla mücadelede; suçtan elde edilen gelirlerin hedeflenmesinin, diğer bir  ifadeyle bu gelirlerin tespit, takip veel konulmasının, uyuşturucu ticareti gibi doğrudan öncül suçu işleyenlerin yakalanarak cezalandırılmasından dahaetkilibiryololduğuanlaşılmıştır. Buçerçevede suçtan elde edilen gelirlerin aklanmasına yönelik önleyici  ve  bastırıcı  tedbirler  ile  bu  gelirlerin

tespiti aşamasında müsaderesine yönelik tedbirler birçok ülkenin politika yapıcılarının gündeminde ön sıralarda yer edinmiştir.

2008-2012 yılları arasında MASAK tarafından suç gelirlerinin aklanması suçlarının tespitine yönelik olarak yapılan analiz,  değerlendirme ve inceleme çalışmaları sonucunda, uyuşturucu madde kaçakçılığı dolayısıyla aklama suçunu işledikleri anlaşılan 211 kişi hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunulmuştur.

2012 yılında uyuşturucu madde bağlantılı suçlardan  ceza   infaz   kurumlarında   22.445 kişi bulunmaktadır. Aynı dönemde ceza infaz kurumlarında bulunan toplam kişi sayısı ise 136.020’dir. Buna göre sadece uyuşturucu madde bağlantılı suçlardan  ceza infaz kurumlarında bulunanlar toplam sayının %16,5’ini oluşturmaktadır.
Devamını Oku

Uyuşturucu Madde Bağımlılarının Sosyal İlişkileri ve Toplumla Yeniden Kazandırılmaları

Bağımlılık, ergenlik döneminden yaşlılık dönemine değin gözlenebilen ve bireyin yaşam kalitesini düşüren önemli bir halk sağlığı sorunudur. Madde kullanımının genç nüfus arasında azaltılması ülkelerin madde kullanımı politikalarında yer alan öncelik konularından biridir. Talep azaltımı, ülkemiz madde ile mücadele politikasında da önemli yer tutmakta, tedavi ve rehabilitasyonu da içeren çok yönlü bir strateji olarak kabul edilmektedir.

  
EMCDDA toplumla yeniden bütünleşmeyi, bireyin, eğitim, iş, barınma ve sosyal ilişkiler/ çevre aracılığıyla toplumun yeniden ve tam bir üyesi olmasına yardımcı olacak müdahaleler olarak  tanımlamıştır.  Kısaca,  toplumla yeniden bütünleşme, eski bağımlının toplumla bütünleşmesini sağlamaktır.

Strateji Belgesinin uygulanmasına yönelik hazırlanan III. Ulusal Uyuşturucu Eylem Planı’nda “Rehabilitasyon ve sosyal bütünleşme programları oluşturmak ve uygulamak” hedefi ile ilgili olarak;


Uyuşturucu madde  bağımlılarının  tıbbi tedavisi sonrasında rehabilite ve topluma yeniden kazandırılması amacıyla, rehabilitasyon hizmetlerinin/programlarının  uygulanması


Uyuşturucu bağımlılarının, tedavi sonrası topluma kazandırılması amacı ile İŞKUR tarafından Aktif İşgücü Hizmetlerinden yararlandırılması


Gençlik Projeleri Destek Programı kapsamında uyuşturucu bağımlısı gençleri de kapsayan sosyal uyum projelerine öncelik verilmesi” faaliyetlerine yer verilmiştir
Devamını Oku

Uyuşturucu Madde ve Sağlık

2012 yılında Türkiye’de tedavi gören uyuşturucu madde bağımlıları içinde 2.007 kişi (%42,52) yaşamı boyunca en az bir kez, 1.735 kişi ise son 30 gün içinde damar yoluyla uyuşturucu madde kullandığını ifade etmiştir (%36,75). Damar içi uyuşturucu madde kullanıcılarının tamamı opiyat bağımlılarından oluşmaktadır.

Opiyatlar içinde en yüksek kullanılan uyuşturucu madde ise eroindir. Damar yoluyla eroin dışı bir opioid kullanan kişi sayısı 41’dir (%2,04). Bu verilere göre, Türkiye’de tedavi gören bağımlılar arasında damar yoluyla kullanılan temel uyuşturucu maddenin eroin olduğu, eroin dışı opiyatların nadiren tercih edildiği söylenebilir.




2012 yılında bağımlılık tedavi merkezlerinde yatarak tedavi gören ve damar yoluyla uyuşturucu madde kullanımı olan 2.007 kişiden 1.998 tanesine HIV ve viral hepatitler için tarama testi uygulanmıştır. Tüm serolojik testler için geçerli sonuç sayısı 1.821 bulunmuştur. Bu kişilerden 12’sinde (%0,65) HIV pozitif,156’sınde (%8,57) HBV pozitif, 912’sinde (%50,1) ise HCV pozitif sonuç saptanmıştır.

2011 yılında 105 doğrudan MBÖ olayı meydana gelirken, 2012 yılında %54,3 artış göstererek 162’ye yükselmiştir.


2012 yılı doğrudan MBÖ olaylarının; %96,3’ünün (n:156) erkek, %3,7’sinin (n:6) kadın olduğu tespit edilmiştir. Doğrudan MBÖ olgularının yaş ortalamalarının; erkeklerde 30,1 (min:12- maks:66), kadınlarda 32 (min:18-maks:48), genel ortalamada ise 30,2 olduğu tespit edilmiştir.


Doğrudan  MBÖ’lerin  yaklaşık  

%1,2’sinin  15   yaş  altında,  
%8’inin  15-19,  
%21,6’sının  20-24,   
%21,6’sının   25-29,   
%16,7’sinin   30-34,
%14,8’inin 35-39, 
%4,9’unun 40-44, 
%3,7’sinin45-49,
 %1,2’sinin  50-54,  
%2,5’inin  55-59 yaş grubunda, 
%0,6’sının 65 yaş ve üstünde olduğu,
%3,1’inin ise yaşının bilinmediği saptanmıştır. 

2012 yılı doğrudan MBÖ olgularının en sık 20-29 yaş grubunda olduğu saptanmakla birlikte, sıklık sıralaması 20-24, 25-29, 30-34, 35-39 yaş grupları olarak devam etmektedir.

Doğrudan MBÖ’ler toplam 24 ilde görülmüş olup, en yüksek ölüm oranı İstanbul’da (n:70,%43,2) gerçekleşmiştir. İstanbul’u sıklık sırasıyla Antalya  (n:25,  %15,4),  Adana  (n:15,  %9,3),Mersin (n:9, %5,6), Gaziantep (n:9, %5,6), Ankara (n:7, %4,3), Kocaeli (n:4, %2,5), Sakarya (n:3, %1,9), Konya (n:3, %1,9) ve İzmir (n:3,%1,9) izlemektedir. Edirne ve Artvin illerinin her birinde 2 olgu (%1,2),Urfa, Bitlis, Bursa, Düzce, Kırklareli, İskenderun, Malatya, Kilis, Ağrı ve Osmaniye illerinin her birinde ise 1 olgu (%0,6) saptanmıştır. 2012 yılında İstanbul’da meydana gelen doğrudan MBÖ’ler (n:70), 2011 yılına (n:45) oranla %55,5’lik bir artış göstermiştir.


2012 yılında Türkiye’de 163 dolaylı MBÖ olgusu saptanmıştır. Olguların %96,9’u (n:158) erkek,%3,1’i (n:5) kadındır. Erkeklerin yaş ortalaması 35,5 (min:16-maks:72), kadınların yaş ortalaması 27,8 (min:22-maks:39) ve tüm olguların yaş ortalaması 36,5(min:16-maks:72) olarak hesaplanmıştır.


Dolaylı uyuşturucu madde bağlantılı ölümlerin yaş gruplarına göre dağılımı incelendiğinde; 

15 yaş altında ölüm olmadığı; 

15-19 yaş grubunda 12
20-24 yaş grubunda 21
25-29 yaş grubunda 39
30-34 yaş grubunda 16
35-39 yaş grubunda 20 
40-44 yaş grubunda 10
45-49 yaş grubunda 10
50-54 yaş grubunda 9
55-59 yaş grubunda 9
60-64 yaş grubunda 4 
65 yaş üzerinde  6 

ölüm olayının gerçekleştiği, 7 olgunun yaşının bilinmediği saptanmıştır. 2012 yılı dolaylı MBÖ olgularının en sık 25-29 yaş grubunda olduğu saptanmakla birlikte, sıklık sıralaması 20-24, 35-39, 30-34, 15-19, 40-44, 45-49, 50-54 ve 55-59 yaş grupları olarak devam etmektedir.

Olguların ölüm nedenlerine göre dağılımı incelendiğinde; önceki yıllardan farklı olarak en sık ölüm nedeni kalp, damar hastalığı olup, sıklık sırasıyla; ateşli silah yaralanması, kesici-delici alet yaralanması, trafik kazası, ası, bilinmeyen, yüksekten düşme ve suda boğulma şeklinde devam etmektedir.


Dolaylı MBÖ’ler 37 ilde görülmüş olup, en yüksek ölüm oranı İstanbul’da 51 (%31,3) gerçekleşmiştir. İstanbul’u sıklık sırasıyla; İzmir 20 (%12,3), Ankara 10 (%6,1), Adana 10 (%6,1), Antalya 9 (%5,5),Manisa 6 (%3,7), Mersin 6 (%3,7), Gaziantep 6(%3,7), Aydın 4 (%2,5) izlemekte olup, Diyarbakır, Malatya, Muğla ve Kocaeli illerinin her birinde 3 (%1,8), Trabzon, Bolu, Giresun, Edirne ve Rize illerinin her birinde 2 (%1,2) olgu, Adıyaman, Bursa, Tekirdağ, Aksaray, Amasya, Niğde, Düzce, Samsun, Iğdır, Isparta, Çorum, Kırşehir, Sakarya, Hakkari, Erzincan, Tunceli, Kayseri, Zonguldak ve Osmaniye illerinin her birinde 1 (%0,6) olgu saptanmıştır.
Devamını Oku

Uyuşturucu Madde Bağımlılığı Tedavisi

Türkiye’de bağımlılık tedavisi Sağlık Bakanlığı’na bağlı  devlet  hastanelerinde,  üniversitelerin  tıp fakültesi psikiyatri kliniklerinde, kamu üniversite ortaklığında ve bazı özel hastanelerin ilgili birimlerinde yapılmaktadır. Bağımlılık tedavisi yapan 25 tedavi merkezi bulunmaktadır ve toplam 678 hasta yatağı ayrılmıştır, bunun 457 adedi Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde, 221 adedi ise üniversite ve özel hastaneler bünyesinde bulunmaktadır. Yurt genelinde bağımlılık tedavisinin ulaşılabilirliğini artırmak amacıyla yeni merkezlerin açılması planlanmış ve 2012 yılında 3 yeni merkez hizmete girmişti. 

Diğer yıllardan farklı olarak, 2012 yılında Türkiye genelinde yatarak uyuşturucu madde bağımlılığı tedavisi hizmeti sunan 22 merkezden tamamı bu çalışmaya veri sağlamıştır.

Türkiye’de ilaçların  elektronik ortamda reçetelendirilme sistemi olan e-reçete uygulamasına  01.07.2012 tarihi itibariyle başlanmıştır.
           
Türkiye’de 2012 yılında bağımlılık tedavi merkezlerinde tedavi gören yatan hastalara ilişkin verilerdir. Bu veriler, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından “Türkiye’de    Madde    Kullanıcılarında Tedavi Bildirim Sistemi” formu aracılığı ile toplanmaktadır. 2012 yılı içerisinde toplam 4.720 yatarak tedavi gören hasta kaydı bulunmaktadır. Veritabanı 22 tedavi merkezinden manuel doldurulan formlardan oluşmaktadır. Formlar kodlama ile  doldurulduğundan kişilerin kimlik bilgileri gizli tutulmaktadır. 2012 yıllı içinde hizmet veren 22 merkezin tamamı veri sağlamıştır.

2012 yılı içerisinde; mükerrer kayıtlar tespit edilememekle birlikte, 22 bağımlılık tedavi merkezinin tamamından temin edilen verilere göre toplam 5.845 yatarak tedavi başvurusu gerçekleşmiştir. Ancak mükerrer veriler ve doldurulmayan formlar çıkarıldığında ise 4.720 net veri elde edilmiştir.

Yatarak tedavi gören hastaların verileri incelendiğinde; 2011 yılında 2.117 iken 2012 yılında yaklaşık %123’lük bir artışla 4.720 olmuştur. Bu dramatik artış manuel doldurulan formların daha düzenli toplanması ve verilerin işlenmesi süresinde daha özenli davranılmasıyla açıklanabilir. 2012 yılı içerisinde ayaktan tedavi başvuru sayısı 187.329 olup, bunların 90.121’i Denetimli Serbestlik uygulamaları kapsamında gerçekleşmiştir.2012 yılında yatarak tedavi gören 4.720 hastanın %53,4’ü (2.519) ilk kez tedavi gördüğünü (daha önce hiç tedavi görmediğini) belirtirken, %46,6’sı (2.201) daha önce tedavi gördüğünü belirtmiştir.

2012 yılında yatarak tedavi görenlerin cinsiyete göre dağılımları incelendiğinde; %93,8’inin (4.427) erkek, %6,2’sinin (293) kadın olduğu anlaşılmaktadır. Tedavi olanların yaş grubuna göre dağılımı incelendiğinde; tedaviye başvuran hastaların 20-29 yaş grubu arasında yoğunlaştığı görülmektedir. 20-29 yaş grubundaki hastaların toplam hastalara oranı %53’dür (2.503).

Tedavi gören kişilerin %70,6’sının (3.332) ilköğretim mezunu oldukları görülmektedir. Hastaların   %59’unun   (2.783)   işsiz   olduğu, %30,3’ünün   (1.431)   düzenli   bir   işi   olduğu,
%2,5’inin (120) ise öğrenci olduğu anlaşılmıştır. Tedavi görenlerin %92,7’si (4.374) ailesi ile birlikte yaşamaktadır.
Devamını Oku

Problemli Uyuşturucu Madde Kullanımı

EMCDDA   tarafından   yapılan    tanımlama üye ülkelerin kendi içinde önemli değişim gösterebilmektedir. Ancak genelde, eroin, kokain ve amfetamin türü uyuşturucu maddelerin düzenli olarak kullanımı problemli uyuşturucu madde kullanımı olarak  tanımlanmaktadır. Diğer bir ifadeyle; damar içi uyuşturucu madde kullanıcıları, problemli afyon türevi, amfetamin, kokain ve çoklu uyuşturucu madde kullanıcıları literatürde problemli madde kullanıcısı olarak tanımlanmaktadır.



Türkiye’nin kendisine özgü bir problemli uyuşturucu madde tanımlaması yoktur. Ülkemiz politika olarak tüm yasa dışı uyuşturucuları “problemli” sınıfında değerlendirmektedir. Zira, kimi uzmanlar, bir takım uyuşturucu maddenin “problemli” olarak sınıflandırıldığında, diğer bazı uyuşturucu maddelerin doğrudan “problemsiz” olarak algılanacağını ifade etmişlerdir. Bu sebeple EMCDDA tanımına dahil edilmeyen esrar ve ecstasy kullanımı da Türkiye açısından problemli uyuşturucu madde olarak tanımlanmaktadır.

Problemli uyuşturucu madde kullanımı hesaplamaları için araştırma yöntemleri literatüründe birçok yöntem bulunmaktadır.


2012 yılı için, yatarak tedavi olan ve kayıt altına alınan bireyler üzerinden çarpan yöntemi (multiplier method) kullanılarak Türkiye’deki problemli madde kullanıcısı konusunda bir tahminde bulunulmuştur. Kaba bir hesaplamayla, genel popülasyonda  tüm  problemli uyuşturucu madde kullanıcı sayısının (esrar ve  ecstasy hariç) Türkiye’de 46.087 ila 73.704 aralığında olabileceği tahmin edilmektedir. Söz konusu rakamın ortanca değeri ise yaklaşık olarak 59.895 olduğu hesaplanmıştır.
Devamını Oku

Önleme Stratejisi

Uyuşturucu maddenin kötüye kullanımı karşısında en iyi strateji, önleme stratejisidir. Günümüzde uyuşturucu madde bağımlılığı geliştikten sonra yapılabileceklerin (tedavi, rehabilitasyon, sosyal
reintegrasyon vb) oldukça sınırlı olduğu gittikçe kabul gören bir gerçektir.


  
Son yıllarda Türkiye’de talep azaltımı, koruma ve önleme gibi ifadelerden çok daha sıklıkla bahsedildiği görülmektedir. Artık uyuşturucu maddelerin kaçakçılığı ile mücadeleden, narkotik operasyonlarından bahsedilirken aynı zamanda bireyleri uyuşturucu madde kullanımından uzak tutmayı hedefleyen ulusal ve yerel projelerden, etkinlik ve eğitim faaliyetlerine de  gündemde yer verilmektedir. Bunun nedenleri arasında; uyuşturucu madde bağımlılığı ile mücadelede kolluk tedbirleri ile beraber önleme tedbirlerinin de beraber anılır olması, uyuşturucu maddelerin kaçakçılığını ifade eden arz azaltımı ile bireylerin bağımlılık maddeleri ile bir araya gelmesini önleyici tedbirlerle uyuşturucu madde kullanan bireylerin tedavi ve rehabilitasyonlarını da içeren talep azaltımı kavramları arasındaki denge arayışları sayılabilir.

2000 yılından bu güne kadar TUBİM koordinesinde ve uzmanların desteği ile “Madde Kullanımı ile Mücadele Temel Eğitimleri” düzenlenmektedir. Bu eğitimler neticesinde kursiyerlere önleme faaliyetlerinin nasıl yapılacağı, nelere dikkat etmeleri gerektiği, hedef kitlenin nasıl belirleneceği gibi konularda eğitimler verilmektedir. Bugüne kadar 551 görevliye eğitimler verilmiş olup birim içi değişiklikler nedeniyle eğitim alanlardan halen 168 görevli önleme eğitimi vermeye devam etmektedir. 2012 yılı içerisinde TUBİM’in illerdeki temsilcileri olan “Madde Kullanımı İle Mücadele Büro Amirlikleri”nde görevli İLTEM personeli tarafından,   toplam   2.999   faaliyette;   399.024 öğrenci,  21.448  aile,  19.482  kamu  görevlisi,15.084 öğretmen ve 64.325 diğer gruplardan olmak üzere toplam 519.363 kişiye yönelik olarak konferans, seminer, tiyatro gibi önleyici aktiviteler yapılmıştır.


Ayrıca, yerel düzeyde önleme alanında birçok projeli çalışma yapılmıştır.
Devamını Oku

Uyuşturucu Madde Kullanım Yaygınlığı

Uyuşturucu madde kullanımı önemli bir halk sağlığı sorunu olup, Türkiye’de diğer Avrupa ülkelerinde olduğu kadar yaygın görülmemekle birlikte, tüm boyutları ve risk etmenleri ile birlikte ortaya konması gereken tıbbi, hukuki, sosyal ve güvenlik boyutları olan bir konudur.


Ülkemizde 2011 yılında TUBİM tarafından ülke örnekleminde ilk kez yapılan Türkiye’de GenelNüfusta Tütün, Alkol ve Madde Kullanımına Yönelik Tutum ve Davranış Araştırması (TUBİM GPS Araştırması) ve Türkiye’de Okullarda Tütün, Alkol ve Madde Kullanımına Yönelik Tutum ve Davranış Araştırması (TUBİM SPS Araştırması) sonuçlarına göre esrar dahil herhangi bir uyuşturucu maddeyi en az bir kez deneyenler (yaşam boyu madde kullanımı prevalansı) 15-64 yaş grubunda %2,7, 15-16 yaş grubunda ise %1,5 olarak belirlenmiştir.


Erkeklerde yaşam boyu uyuşturucu madde kullanımı %3,5 iken, kadınlarda %2,6’dır. Eğitimsizlerde yaşam boyu uyuşturucu madde kullanımı %2,6 iken, ilkokul mezunlarında %2,4, ortaokul mezunlarında  %3,2, lise mezunlarında %2,6, üniversite mezunlarında %3,1’dir.


TUBİM Genel Nüfusta Madde Kullanım Araştırması’nda esrar en çok kullanılan uyuşturucu madde olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılanların %0,7’si, yaşam boyu en az bir kez esrar kullandıklarını ifade etmişlerdir. Esrarı ilk kez kullanma yaşı ortalaması 20 dir.


Söz konusu araştırmada genel nüfusun uyuşturucu madde kullanma konusundaki suç algısı incelendiğinde; toplumda uyuşturucu madde kullananların %48,4 sıklıkla “daha  çok  hasta” ve %25,9 sıklıkla hem suçlu hem hasta” olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle toplumda her 4 kişiden 3’ü uyuşturucu madde kullananları hasta olarak değerlendirmektedir.


Toplumun %90’dan fazlası esrar, ecstasy ve eroin denemeyi “hiç hoş görmezken”, günde 10 adet sigara içmeyi %73,1’i, haftada birkaç kez 1-2 içki içmeyi %77,1’i “hiç hoş görmemektedir”. Sonuçlar tütün ve alkol konusunda görece daha hoşgörülü olan toplumun uyuşturucu madde kullanımı söz konusu olduğunda hoşgörüsünün çok azaldığını ortaya koymaktadır
Devamını Oku